NON SERVIAM DERGİSİ                                                                                                                Şubat 2000- Sayı:19
Konserviam                                                                       -İURK SUNAR... "DEEPREMZEDELER İÇİN YARDIM KONSERİ"- 16 OCAK 2000 PAZAR

1993 yılında "Thy Mighty Contract"ı dinlediğimde şok geçirmiştim. O günden beri iflah olmaz bir Rotting Christ fanıyım. Kerim, Rotting Christ'la o yıldan beri tanışıyor. Bana hep Sakis ve o zamanki basçıları Jim Mutilator'den bahsederdi. Kıskançlıktan ölür ama belli etmezdim.

1989 yılından beri konser düzenliyorum. Yani 18 yaşından beri. Ama 1997'de Güzin'le birlikte ilk kez bir yabancı grubu getirmek için harakete geçtiğimizde ikimizin de aklına ilk gelen Rotting Christ oldu. Rotting Christ burda tam 10 gün kaldı ve 2'si İstanbul, biri Ankara olmak üzere toplam 3 konser verdi. Rotting Christ'ın bu konserleri tüm dünyada yankı buldu. Bunun üzerine birbiri ardına Nightfall, Amorphis, Anathema, Saxon, Moonspell, Kreator, Samael gibi gruplar Türkiye'ye geldiler. Rotting Christ böylece çok önemli bir misyonu başarıyla yerine getirmiş oldu.

10 günlük Türkiye macerasında Sakis, Zihni Müzik'in sahibi Zihni Şahin'in evinde kaldı. Yerde döşeklerde yattılar. Ev yemekleri, lahmacun ve pidelerle beslendiler. Tek lüksleri Ankara Konseri'nden sonra McDonalds'tı. Sakis, Türkiye'yi ve Türkleri çok sevmişti. Bunu her fırsatta dile getirdi. Hatta karnına "Non Serviam" dövmesini burda yaptırdı. Bunun parasını Güzin ödeyince dayanamayıp ağladı. Ankara konserine iki gün kala grubun plak şirketi Century Media'dan telefon geldi. Century Media gruptan hemen ertesi gün İtalya'ya gidip Tiamat'la turneye katılmalarını istiyordu. Sakis, " hayır, burda Ankara'da bir konserimiz daha var, onu verip geliriz" dedi. Tiamat'ın Avrupa turnesi 30 küsür konserdi ve bu turne Rotting için çok önemli bir adımdı. Firma yetkilisi "eğer bu turneye katılmassanız çıkmadığınız her konser için tazminat ödersiniz" dedi. Sakis de " tamam ben cebimden öderim. Türkiye benim için daha önemli" cevabını verdi.

Onlardan ayrılırken herkes ağlıyordu. Hem onlardan ayrılmak zorunda kaldığımız için, hem de onlara uçaklarını kaçırttığımız için. :) Bu kez de eşyalarını yükleyemedik. Güzin de hemen arkalarından İspanya'ya gitti. ve gruba eşyalarını teslim etti. O gün bugündür Rotting Christ'la sıcak temas halindeyiz. Stüdyoya girdiklerinde stüdyodan çıktıklarında hep bizi aradılar, yeni haberleri ilettiler. Onları Non Serviam party'e getirmek ve party gelirini depremzedelere bağışlamak için uğraş verirken, İURK da onlarla bağlantıya geçmiş. Sonuçta Rotting'i getirmek onlara kısmet oldu. "Batarmıyız çıkarmıyız" kaygısı olmadan konser izlemeye ihtiyacım vardı, bir bakıma iyi oldu.

Rotting Christ, tam 2,5 yıl önce konser verdiği Alt Kemancı'daydı yine. Coşkulu bir kalabalık vardı. Yani bir konser için gerekli olan karanlık atmosfer fazlasıyla salona hakimdi. Çok üzücü ama Erlig'e yetişemedim. Benim için çok üzücü çünkü gelecekte çok başarılı olacağına inancımın tam olduğu bir grubu kaçırdım. Etraftan almış olduğum duyumlar, oldukça iyi olduğu yönündeydi.

Kalabalığı yararak kulis olarak kullanılan sahne arkasına gittim. Rotting elemanlarıyla kucaklaştık. Sıcak davranışları beni çok sevindirdi. Artık çok daha büyük bir gruptular ama davranışlarında bir değişme yoktu. Elemanlara başarılar dileyip öne gittim. Catafalque sahne aldığında bardaydım. Grubu rahat bir açıdan izlemek istedim. Grubun imajı oldukça sıkıydı. Görünüş olarak Moonspelle benzettim. Sound olarak da yine aynı gruba yakın durmakla beraber, gotikten power metale kadar uzanan geniş tabanlı bir etkilenim söz konusuydu. Bana göre tek hataları sahnede gereğinden fazla kalmaları oldu. Bu da seyirciyi sabırsızlandırdı. ve grubun son iki parçası "Rotting Christ" çığlıkları altında tamamlandı.

Rotting Christ sahneye hemen çıktı. "Cold Colours" ile konsere girdiler. Klavye oldukça gerideydi, gitarın sesi de gidip geliyordu. Ancak "Sorrowfull Farewell" ve "Among Two Storms" parçalarında bu aksaklık giderildi. Ben daha "Cold Colours"un yarısında en öne gittim. Orda olanlar bilsinler, üstünüze uçan hep bendim. :) Rotting Christ'a tapmama neden olan "The Sign Of Evil Existence"da resmen delirdim. Heleki Sakis, "Şimdiki parçamızı Non Serviam Magazine için çalıyoruz" deyip "Non Serviam" parçasına girince iyice gaza geldim. Ense kökümde dayanılmaz bir acı vardı ama buna aldıracak ne vaktim ne de halim vardı. "After Dark I Feel", "Victoriatus", "Semigod", "Transform All Suffering Into Plagues", "Fgmenth Thy Gift"ve "You My Flesh" çaldıklarından diğer hatırladıklarım. Ancak doğrusunu söylemek gerekirse bir grubun albüm sayısı genişledikçe playlisti de dağılıyor. Yani her albümden çalalım derken tansiyonu bir noktada sabitlemek zorlaşıyor. Bu yüzden grubun playlistinin bir kaç yıl önceki konser kadar vurucu olmadığını belirtmem gerekiyor. Aynı şekilde Sakis de özellikle sahne performansı olarak o günkü halinden çok uzaktı. Kalan diğer elemanlar ise görevlerini layığıyla yaptılar. Önceki konseri izleyen bir çok insan, performansta belirli bir düşüş olduğunun farkındaydı. Hatta Sakis de ozamanki ilgiyi özlemiş gibiydi. Ama sonuçta seyirci orgazm olmuş bir şekilde ordan ayrıldı.

ÇAĞLAN TEKİL

 

 

ROTTING CHRIST RÖPORTAJI                                                                                                                                       SERHAT B./ ÇAĞLAN TEKİL

Aslında bu röportaj için giriş yazısı yazma işini Çağlan'a bırakacaktım. Az önce Reha Muhtar'ın sunduğu haber bültenini izleyince gene sinir kat sayım arttı. Buna sebep tabiki anlamış olduğunuz gibi Rotting Christ konseri hakkında yapılan bir haberdi. Rotting Christ'ın hepimiz için özel olan şarkılarını çaldığı sahne görüntülerini ve duygusal fan-grup ilişkisinin ispatı olan seyirci görüntülerini anlamalarını tabiki ummuyoruz. Fakat oldukça anlamlı bir uğurda gerçekleştirilen ve Yunan grubun buna verdiği katkı ile manasını katlayan bu konser için provakatif bir haber izlemeyi bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak kendime yediremedim. Dostluk konusunda bizim çıkış noktamız müzik iken onların bazı gerçekleri anlaması için deprem gibi büyük bir felakete ihtiyaçları vardı. Deprem felaketinde mağdur olmuş insanlar için yapılmış bu konseri anlamaları içinse neye ihtiyaçları var bilmiyorum. Aslında bunun son dönemde yaşanan olayların ardından pek de önemi yok. Bir Yunan grubunu Türk seyircisi için özel kılan şeyi anlamamızı '97 deki ilk Rotting Christ konseri sağladı. 16 Ocak 2000 tarihindeki 4. Türkiye konserleri ise zaten anlamlı olan bir çok şeye anlam kattı. Non Serviam tayfasının son 3 yılda birebir çok özel anları paylaştığı grubun otel odasına konser sonrası doluştuk ve oldukça samimi bir ortamda, Sakis ile okurken zevk alacağınızı düşündüğüm bir röportaj yaptık.

İki yıl aradan sonra geldiğiniz Türkiye'de bu yeni konserden neler bekliyordunuz ve tepkiler sizin beklentilerinizi tatmin etti mi?

Sakis: Evet beklentilerimiz seyirci ve aldığımız tepki yönünde oldukça tatmin ediciydi. Daha önce çaldığın bir yerde tekrar çalma fırsatına eriştiğinde aslında çok stresli bir durumla karşılaşıyorsun. "Acaba bu sefer insanlar bize nasıl bir tepki gösterecek" diye. Ama burada gene sahneye çıktığımızda aldığımız tepki stresimizi ortadan kaldırdı. Beni en çok mutlu eden şeylerden biri de insanların son albümümüzdeki şarkıların hepsini bilmesi ve bize çok uyumlu bir şekilde eşlik etmesiydi. Grubumuzla ilgili promosyonlar ve sizin dergize bizi bir sayıda kapak yapmanız bizi oldukça gururlandırdı.

Bu konserde son albümünüz Sleep of the Angels'dan fazla şarkı çalmadınız..

Sakis: Evet tüm albümlerden...

Tüm albümleri içine alan bu kapsamlı playlist Türkiye konserine özelmiydi yoksa...

Sakis: Bunun Türkiye'ye özel bir playlist olduğunu söyleyebilirim. Biz sürekli olarak playlistimizi değiştiriyoruz. Bunu çaldığımız ülkelere göre belirliyoruz aslında. Atina gibi yerlerde Türkiye'dekine yakın bir playlist le çıkıyoruz. Almanya konserleri içinde daha farklı, Deicide gibi gruplarla konserler verdiğimizde ise playlistimizi tamamıyla değiştiriyoruz. Bilirsin bu tür grupların kitlesi oldukça agresif ve sert şeylerden hoşlanır.

Deicide turnesine gelecektim... Bu turne genel olarak nasıl geçti ve Deicide gibi büyük gruplarla turlamayı herhangi bir Century Media grubu ile yollara düşmekten nasıl ayırıyorsun?

Sakis: Deicide ile birlikte Avrupa'da 10'dan fazla ülkede çaldık ve insanların tepkisi gerçekten çok iyiydi. Deicide ile turlamak nasıl bir şey diye sorarsan hmmm. Bu gerçekten bizim için çok özel bir deneyimdi. Deicide benim için her zaman kült bir grup olmuştur. Böyle sert ve güçlü müzik yapan bir grupla turlamak çok zevkliydi.

Bir Yunan grubu için Türkiye'de çalmanın Yunanistan piyasasında ne derece prestijli bir şey olduğunu açıklayabilirmisin?

Sakis: Biz depremden önce de sizinle hala arkadaşken biliyorsunki sizin sayenizde Türkiye'de çalma fırsatına erişmiştik. O zaman Yunanistan'daki dergiler bununla oldukça ilgilendi, bunun hakkında birçok yazı yazıldı, röportajlarda bize bu konuyla ilgili sorular soruldu. Tekrar buraya geleceğimiz açıklandığında Yunan medyasının konu ile yakın ilgisi yeniden oluştu. Yunanistan'a döner dönmez bu konserimiz ile ilgili Yunan Metal Hammer dergisine bir makale yazacağız. Ülkemde, Türkiye'de çalmamıza insanlar oldukça olumlu yaklaşıyor. Aaa, bunun haricinde bugün de konserde bazı televizyonlar çekim yaptı CNN TURK ve adını bilmediğim bir kaçı daha. Biz biliyoruz ki metal müzik herkes içindir ve sınırları yoktur.

Bu çekimler haricinde size bir Türk Valinin konserlere katılımınız ve depremzedelere olan katkılarından dolayı plaket verdiğini duyduk.

Sakis: Yoo bize kimse birşey vermedi.

Senle iki ay önce telefonda konuştuğumuzda bana son dönemde Türkiye'de gelişen satanizm ve akabindeki provakatif yayınlar hakkında soru sormuştun. Bu bahsettiğim son gelişmeler İstanbul'a gelmeden önce sizin endişelenmenize sebep oldu mu?

Sakis: İlk başlarda evet... Ama biz bunun aynısını 5 ıl önce Yunanistan'da yaşadık. Bizim oralarda da insanlar saçları uzun ya da dinledikleri müzik Metal diye büyük baskılara maruz kaldı. Yunanistan'da o dönem saçları uzun ve black metal dinleyen insanlar saklanmak zorunda kaldı. Çünkü basın, polis "işte bunlar satanist, bunlar adam öldürüyor" gibi büyük bir toplu kıyım başlatmıştı. Bunu tek kelime ile yorumlayabilirim BULLSHIT. Türkiye'de olan hadiseleri duyduğumuzda sadece 1 hafta süren bir endişe içine girdik. Ama sonrasında bunu umursamadık. Metal müzik insanlar içindir, metal dinleyen biri insanları öldürür mantığı tek kelime ile BULLSHIT. Biz bu müziği yapmayı seviyoruz ve insanlarda bu müziği dinlemeyi seviyor. Hepsi bu...

Peki askerlik problemin ne alemde?

Sakis: O sorunu hallettim.

Bu ay sonunda sizi bir aylık büyük bir Güney Amerika turnesi... (bekliyor diyecekken)

Sakis: Malesef tüm Güney Amerika tarihleri Nisan'a ertelendi. Bu tüm Güney Amerika'yı kapsayacak büyük bir turne olacak. Bunu gerçekleştirmeyi dört gözle bekliyoruz.

A Dead Poem oldukça başarılı bir albümdü. Peki Sleep of the Angels ile satış rakamları ve fanlardan aldığınız tepkileri göz önüne alırsan A Dead Poem'in bir adım önüne geçtik diyebilirmisin?

Sakis: Bu albümle ilgili herşey şu anda çok iyi gidiyor. Kabul ediyorumki A Dead Poem bizim en çok satan albümümüzdü. Satış rakamlarından tam bir sonuca varmak için biraz daha beklemekte fayda var. Biliyorsun ki bizim Amerika'da çalmamızı son albümümüz sağladı. Amerika'nın batısında birçok yerde çaldık.

Sana bir gazetecinin albümlerinizde complication bonuslarının olmasının bir gelenek haline gelip gelmediğine dair sorduğu suruyu "FUCK NO" olarak cevaplamıştın. Bundan çok mu rahatsız oluyorsun?

Sakis: "FUCK NO" hahaha... Hayır hayır çocuklar bundan sonra hiçbir albümümüzde bir complication eki görmeyeceksiniz üzgünüm. Bu gerçekten bizi oldukça sinir ediyor.

Rotting Christ tarihi boyunca ilk defa bu kadar uzun süreli sabit bir kadroya sahip. Sabit bir kadro ile müzik yapmayı, sürekli eleman değiştirmekle nasıl kıyaslarsın?

Sakis: Eskiden dediğin gibi bir çok kadro sorunu yaşıyorduk ama 3 yıldır durum oldukça farklı. 3 senedir aynı insanlarla müzik yapıyoruz ve şimdiye kadar herşey çok iyi gitti.

Bize geçen sene gelen bazı dedikodularda Kostas'ın gruptan ayrıldığından bahsediliyordu. Onunla ilgili bir problem yaşandı mı hiç?

Sakis: Dediğin gibi bu sadece bir dedikodu. Dedikodular dedikodudur. Bunlara kimse inanmasın. Bazı insanlar bu dedikoduları yapmadan yaşayamazlar. Bu başarılı olan şeyi yok etmenin yoludur onlar için. Dedikoduların gerçeklik payı olanları da vardır ama bu dedikodu tamamıyla gerçek dışı.

Grupta bestelerin tek sorumlusu sensin. Bu zor olmuyor mu ve gruptakilerin bu durumdan rahatsızlığı daha önce söz konusu oldu mu?

Sakis: Diğer çocuklar bu durumdan rahatsızlık duymuyorlar. Kardeşim Themis ve ben grubun ilk kadrosundan kalan iki elemanız. Bu gerçekten zor bir şey, bir nevi beyin dansı. Albüm kayıtları, konserler hepsi oldukça zor... Müzik benim herşeyim. Zamanımın büyük bir bölümünü alan bir şey. Bundan zevk aldığında karşılaştığın zorluklara karşı koyman kolay oluyor. Eğer bir gün bundan zevk almassam ve yapmak istediğimi şarkılara yansıtamazsam grubu bitiririm. Aksinin de bir anlamı olmaz zaten.

Rotting Christ ikinci kuşak black metal akımının öncü gruplarından biriydi. Bu kuşağın eski üyelerinin bugünkü konumlarını Rotting Christ ile karşılaştırabilirmisin?

Sakis: Aslında bu karşılaştırmayı yapmak için uygun bir kişi olduğumu sanmıyorum. Zaman içinde birçok grup gibi o akımın içindeki gruplar da kendi yollarını çizdiler. Samael ya da Tiamat bugün geçmişte olduğundan çok daha farklı yönlerde müzik yapıyorlar. O döneme ait grupların bugün korumayı başardıkları en önemli şey ise müziklerinde halen hakim olan karanlık duygu.

Değişimden söz etmişken bir dönem Rotting Christ isminin değiştirilmesi söz konusuydu. Bunu hala düşünüyormusunuz?

Sakis: Hayır. Rotting Christ hep Rotting Christ kalacak. Artık bu konu üzerinde düşünmüyoruz.

Amerikalı bir senatör sizi gay olmakla suçladı...

Sakis: Bir de anti-katolik olmakla.

Evet ama olayı ilginç kılan gay tanımlaması. Amerikalı bir senatörün Rotting Christ ile ilgilenmesi oldukça ilginç. Bunu ilk duyduğunda ne düşündün?

Sakis: Bir gün e-maillerimi kontrol ederken Amerika'dan bir gazete yazarının maili ile karşılaştım. Bu mail bana ulaşmasa bundan büyük ihtimalle haberimiz bile olmayacaktı. "Sizin için gay ve anti-katolik yakıştırması yapan şu politikacının açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz" diye bir soru vardı. Kendi kendime "bu bok da neyin nesi, ne gayi ne anti-katoliği, bu politikacı kim" diye sorular sordum. Herkes istediğini arzu ettiği şekilde suçlamakta özgür ne yazıkki. Biz politikacıya büyük harflerle FUCK OFF diyerek cevapladık. Gaylerle hiçbir problemimiz yok, hayır gay değiliz tabiki ama bu tip saçma sapan dedikoduların yapılmasının bir anlamı yok.

Geçen sene sizinle gene Ocak ayında röportaj yapmıştık ve o zamanki son sorumuz '98 in sizin açınızdan en iyi ve en kötü olaylarının ne olduğuydu. 2000 yılının Ocak ayındayken, bu sefer sana '99 un sizin açısınızdan en iyi ve en kötü olaylarını sormak istiyorum.

Sakis: Hem iyi hem kötü olan şey depremdi. Kötüydü çünkü birçok insan öldü. İyiydi çünkü ülkelerimizin halkları birbirine çok yakınlaştı. Rotting Christ için ise hala ayakta olmamız ve tüm dünyada çalma imkanına sahip olmamız çok iyiydi. Aslında Rotting Christ ise bu yıl hep "en iyiler" yılıydı. Aaa yoo sadece bir tek kötü şey vardı o da hakkımıza üretilen dedikodular. Amerikalı senatörün yaptığı gibi.

Sakis röportajın sonuna geldi, zaman ayırdığın için...(teşekkürler deyip söyleşiyi bitirecekken Sakis sözümü kesiyor)

Non Serviam dergisindeki herkese selamlarımı sunuyorum. Bizi 3 yıl önce Türkiye'ye ilk siz getirdiniz, bunun için size şükran borçluyuz. Uzun yıllardan beri siz arkadaşlarım, Rotting Christ'ın en büyük destekçilerinden biriydiniz. Çok çok teşekkürler. Tüm Türk fanlarımıza selamlarımızı sunuyorum. KEEP THE DARK CULT ALIVE!!!

röportaj: SERHAT B. / ÇAĞLAN TEKİL

 

 

KÖPRÜALTI HEAVY METAL DERGiSi                                                                                                        29 Ocak 2000
DEPREMZEDELERE YARDIM YAPMA ve YARDIM TOPLAMA ORGANİZASYONLARI STANDARTLARI                                                Hicri Bozdağ

17 Ağustos günü büyük bir acı yaşadık.. Onbinlerle ölçülen ölen rakamları, yüzbinlerle ölçülen depremzede mağdur rakamları çıktı karşımıza. Bu acıyı aile olarak biz de yakından yaşadık. Tabi bu acı herkesindi. Öncelikle insanları kurtarmaya çalışan AKUT adındaki kurtarma ekibi çok büyük başarılar gösterdi. AKUT gönüllü bir ekip ve sanırım genelde öğrencilerden oluşuyor. Ve bu genç kesimin büyük bir kısmı rock dinleyicisi. Diğer bir gözlenim kanallarda kan bağışı çağrısı vardı ve bir kan bağışı fragmanı gösterildi. Görüntüde kan veren insanların saçları uzun, üzerinde Obituary tişört'ü vardı. Sonuçta hepsi insandı ve vicdan sahibiydi.
Hemen herkes bir yardım kampanyasına başladı. Benim yardım kampanyam seninkini döver havasına büründü herşey. Vatandaş olarak herkes birşeyler bağışladı. Trilyonlar toplandı bunların sonucunda. Ama bu güne kadar hiç kimse çıkıpta yardımın standartlarını belirlemedi taaki yakın zamana kadar. Evet şöyle bi liste yaptım, yardım için yapılabilecekler konusunda...

1.Arabesk Konseri
2.Pop Konseri
3.Türk Sanat Müziği Konseri
4.Türk Halk Müziği Konseri
5.Klasik Müzik Konseri
6.Stand Up Showlar
7.Yabancı Pop Konserleri

Evet, bu konserlerin dışında birşey yapılamaz. Yapılamayacaklardan bazıları şöyle...
1.Heavy Metal Konseri
2.Hard Rock Konseri
3.Black-Grind-Death-Thrash Konserleri

Mesela Metallica konserini yardım amaçlı düzenleyemessiniz, düzenleseniz 20 milyondan 40.000 kişi izler 800 milyar para toplanır, ama izleyenlerden biri kafa sallar yada bir iki bira içip sızarsa, basın veya görüntülü medya sizin canınıza okur. Yardımı organize ettiğinize de edeceğinize de pişman olursunuz.

Avrupa Topluluğuna girmeye çalışıyoruz. Şimdi oraya girince rahatlıkla dışarıya gidip gelecez. Dolayısıyla buradan yani yurt içinden haber bildiren herhangi bir ajans atıyorum Almanya'nın bilmem neresinden haber geçecek, mesela düşünün Almanya'da bir Running Wild konseri ve biz de Avrupa Topluluğu üyesi bir ülkeyiz. "Bu nasıl konser, bu nasıl yardım, ortalığı yaktılar şunu bunu yaptılar" diye haber çıkacak. Avrupa'daki izleyiciler de bakacak "ne diyo bu yaa" diycekler. Öyle değil mi?

Bakın Rock müzik gerçekten evrensel bir müziktir., ülkesi, ırkı, milleti olmayan gerçek anlamda dünyaya ait bir müziktir. Dolayısıyla dünya insanının ortak müziği olabilecek bir türdür.. Oysa ki İskandinav halk müziğini, Afrika'dan Cezayir'den birileri söyler mi? Söyler ama onlar da muhakkak araştırmacı insanlardır. Etnik müzikleri araştırıyordur, dolayısıyla araştırdığı için onu iyi bilir ve / veya yorumlar. Ya da Türk Halk Müziğini Amerika'lı birisi niye söylesinki? Dolayısıyla Rock Müzik gerçekten dünya insanına ait bir müziktir. Amerika'dan Japonya'ya, Japonya'dan Avustralya'ya her kıtadan her ülkede bu müziği üreten vardır. Müziğin yapısı bellidir. AC / DC İskoçya'dan çıkıp Avustralya'da yaşamış, Hard Rock yapmıştır. Bunun yanısıra, birçok grup da Almanya'da doğup veya İngiltere'de doğup Amerika veya, İsveç'de yaşamış ve Hard Rock yapmışlardır. Hepsinin dili, dini etnik kültürü farklıdır ama yaptıkları sanat aynıdır. İspatlamıyor mu bu müziğin evrenselliğini bir örnekte Japon Loudness grubunu verelim.

Böyle evrensel bir müziğin insan için yapılması kadar da doğal bir şey olamaz. Geçen haftalarda İstanbul Ünivesitesi Rock Kulübü bir organiasyon yaparak, son zamanlarda çok yakınlaştığımız Yunanistan'dan Rotting Christ grubunu Türkiye'ye davet etmiş, onlar da gelip deprem yararına bir konser vermiş. Ne olmuş hata mı etmişler. Şimdi bu yazıyı yazdığımda Sayın Papandreu Türkiye'de bir duysa "sizin ülkeden birileri burdaydı yardım için konser verdi bizimkiler de onları yerin dibine batırıp aşağıladı kardeşim" diye, belki bir anda ortalık kızışıp bir Kardak krizi yaşanacak. Öyle olsa çok doğaldır derim çünkü adamlar sanatçıya çok değer veriyorlar. Sanatına ve sanatçıya!.. Diyebilir ki "siz bizim sanatçımızın hele yardım için gelen sanatçının yaptığı konserle ilgili nasıl böyle konuşursunuz" diye Allah korusun ortalık karışır. Çünkü Rotting Christ Yunanistan'ın çıkardığı ve dünyaya tanıttığı gruplardan birisi.

Haberleri izliyorum, haberde, "Bu nasıl yardım konseri, izleyenler konser salonunu ateşe verdi, yardımı almaya gelen Vali, vali yardımcısı salondan kaçtı.. "Üf ne olmuş" diye afalladım. Çünkü yangın falan çıkmadı, oradaki meşaleleri yangın çıktı diye algılamak garip olsa gerek, hele vali gibi bir makamın bir yerden kaçması nedemektir, onu anlamadım. Rotting Christ'ın ve Yunan halkının bu haberlerden haberi olsa nekadar üzüleceklerini tahmin ediyormusunuz.

Neyse bu noktada standartlaşmak gerektiğini düşünüyorum. "Depremzedelere Yardım Yapma ve Toplama Standartı: Biraz önce söyledim ya trilyonlar toplandı diye. O trilyonların yardım yapanların hepsi mükemmel insanlar mıydı. Onların arasında vergi kaçıran, adam öldüren bilmemne yapan insanlar yokmuydu sizce. Ne bileyim ya da genelevde çalışan bir insanın yardım yapması yanlış mı sizce? Veya alkol bağımlısı bir insanın!

Her neyse bu depremzedelere yardım standardına uymayan ve Avrupa Topluluğu'nda olan Kraliyet tarafından ülkesinde onurlandırılan Iron Maiden'ın, Grammy Ödülü alan Megadeth ve Metallica'nın da yardım yapması mümkün değildir.

Son olarak şunu söylemek istediğim şu: Bakın o uzaya gidip gelen  cihazın adı uzay mekiği, aya kurulan o binaların adı uzay üssü, mağdurlara yardım yapmaya çalışanlar da insan...

Sağlıklı mutlu ve rock dolu günler diliyorum.

 

 

Rotting Christ Konseri Üzerine                                                                                                     HAKAN KAHRAMAN

Öncelikle herkese merhaba! Yine öncelikle belrirtmem gerekirki şu ana kadar hiç bir yerde yazı yazmadım ve yazmayacaktım (kendi fanzinimi çıkartma çabalarım hariç). Fakar Rotting Christ'ın Türkiye'ye gelip konser vermesinden sonra bu düşüncem değişti. Artık benim de bir şeyler söylemem gerektiğini düşündüm!

Cumartesi günü saat 05:30 gibi sabahın köründe kalkıp Rotting Christ'ı havaalanı karşılama çabalarım çeşitli nedenlerle olmadı ve ben de 08:30 civarı kalacakları otele gidip onları bekledim ve inanın çok içten söylüyorum geldikleri ilk andan itibaren o kadar kardeşçe davrandılar ki onları neden sevdiğimi birkez daha anladım. Organizasyonun amatör kalması bile onları fazla etklemedi, ya da ben böyle düşünüyorum... Rotting Christ'ın cumartesi günü fanlara verilen imzalar, içilen çaylar ve uykuyla geçti, akşam üstü ne yaptıklarını bilmiyorum. Pazar sabahı (aslında öğleni) bir coşku ve telaşla kalkıp soundchecklerini izleyip fotoğraf alabilmek için, evimin salonundan biraz büyük olan mekana gitim. Kapıdakileri ikna edip içeri girdikten ve bir kaç fotoğraf çektikten sonra yaklaşık 5-6 dk. sonra konseri düzenleyen arkadaşlardan biri tarafından haklı olarak dışarı çıkarıldım. Benim dışarı çıkarılmam önemli değil. Zaten dediğim gibi haklıydılar fakat sorduğum bir sorudan sonra aldığım yanıt bana biraz düşündürücü geldi, ben içerideki 30-35 kişiden bazı insanları gösterip onlar neden içeride dediğimde aldığım cevap beni çok şaşırttı. "Onlar bizden..." yorum sizin...

Konserle ilgili birkaç şey söyleyecek olursam, bu konserden sonra black metal dejenere bir müzik türü değildir ve black metal hiçbir zaman dejenere bir nesil yetiştirmemiştir, yetiştirdiği var sayılan neslin (?) temsilcisi de o iki-üç sapık olamaz. Aaaaarrrrgğğhhhh!!! Deyip black metali sevmeyen ve her fırsatta kötüleyen insanların karşısına dikilecek gücü kendimde buldum desem yalan olur, çünkü konserde o kadar dejenere tipler gördüm ki! Konser salonuna ilk girdiğimde Darkthrone, Immortal, Rotting Christ, Emperor t-shirt'leri gördüğümde (ki bende de Marduk vardı) gerçek bir black metal ziyafetine geldiğimi sandım, yanılmışım! Neler mi gördüm? Konsere RC sahneye çıktıktan sonra gelen ve barın üzerine oturup hiç sahneye bakmadan (zaten barın oradan sahne görünmüyor) sağa-sola bakarak gülüşen ve eş aradıkları her hallerinden belli olan salak hatunlar! Yanlarından geçen kızlara sarkan tipler! Tekno ve pop müzik çalmaya alışmış yılışık bir dj bozuntusu ve kötü tesisatla çalan iyi bir Rotting Christ! İşte gördüklerim bunlar.

Son olarak RC'nin sahnesi hakkında birşeyler yazmak istiyorum. Sakis ilk konuşmasını yapmak istediği andan itibaren problemler oluşmaya başladı. Sesi duyulmadı, mikrofon değişti vs. Şarkı aralarında Sakisin sesi yerine çeşitli sesler duyduk ki bunlardan biri Metallica'ydı. Ses zaman zaman gitti geldi. Tam anlamıyla sahneyi doldurdular ve herşeye rağmen mükemmeldiler. Tüm albümlerinden birer ikişer parça çaldılar, fakat kıyamet Nonserviam da koptu... Seyirci de bayağı katılımcıydı. Erlig melodik ve gelecek vaad eden, Catafalgue iyi fakat yanlış konserdeydi diye düşünüyorum. Rotting Christ'a depremzedelere yardımlarından dolayı minnet duygularımı iletir ve o içten tavırlarından dolayı, özellikle de THEMIS'e (çay tavsiyesi için sağol) teşekkür ederim.

HAKAN KAHRAMAN