Mutilator  Röportajı 1993  (Laneth Dergisi-Kerim Tunçay)

Kafanızın içinde arayıp da bulamadığınız müziği bulmak için çok uzaklara gitmenize gerek yok. Mistik, depresif, karanlık duygular dolu ama gerektiğinde enerjik bir black metal grubu istiyorsanız belki de çok yakınınızdadır?? Size bu kez en sevdiğim black metal grubu olan, Atina'dan Rotting Christ'ı tanıtmak istiyorum. (Venom'u saymıyorum çünkü o tüm grupların üzerinde). Aylardır yazıştığım grubun basçısı Jim Mutilator benim için bir arkadaş değil gerçek bir kardeş. Rotting Christ üç demo, iki 7 inch ve "Passage To Arcturo" EP'sinin ardından geçtiğimiz aylarda debut albümleri "Thy Mighty Contract" ı Osmose Productions etiketiyle çıkarttı. Mektup ile röportaj yapmayı hiç sevmem, zira verilen cevaptan sonra üretemessin ve akıcılık yakalayamassın. Ama Aralık'taki Rotting Christ turnesine kadar sabredemedim ve hemen röportaj yaptım.


Kerim: Efsanevi "Passage To Arcturo" EP'nizi 1991'de Atina'daki Decapitated Records'dan çıkardınız. 1993'te bu EP'yi CD olarak 2 bonus track olarak tekrar çıkarttınız. Niye Osmose etiketiyle çıkartmadınız?

Mutilator: "Passage To Arcturo" nun hakları hala eski plak şirketimizdeydi. Bu albümün hakları bu yıla kadar onlarda olduğu için Osmose 'tan çıkartamadık. Onlarla çalışmaktan memnun değildik. Osmose şu anda çevredeki en iyi firma.

Kerim: "Thy Mighty Contract" albümünden kaç tane sattınız? Bana biraz şirketinizle olan anlaşmanız hakkında bilgi verir misin? Mesela satılan CD başına ne kadar kazanıyorsunuz, kaç albümün satıldığını tam öğrenebiliyor musunuz, anlaşmanız kaç albümü içeriyor?

Mutilator: İlk 3 ayda 10 000 sattık. İki albümlük bir anlaşmamız var. GEMA bize kaç adet sattığını bildiriyor ama biz daha çok Osmose'a güveniyoruz. Satılan Cd başına 1 DM ve LP başına da bundan biraz daha az kazanıyoruz.

Kerim: Darkhrone'dan etkileniyor musunuz? Albümün arkasındaki resimler bana Darkthrone'u anımsatıyor.

Mutilator: Kesinlikle etkilenmiyoruz. Darkthrone'un müziğini seviyoruz ama hiç ortak noktamız olduğunu sanmıyorum.

Kerim: Black / Death gruplarının çoğunluğu Avrupa'nın kuzeyinden geliyor. Niye Türkiye, İspanya, Yunanistan gibi Akdeniz ülkelerinden bu kadar grup çıkmıyor sence? Sürekli parlayan güneş sebep olabilir mi?

Mutilator: Güzel bir soru. Burada görünen o ki, güneydekiler daha yaratıcı ve hayal gücü kuvvetli. Doğu kültürlerinden, eski uygarlıklardan gelen etkiler günün Avrupai ve Amerikan dalgalarıyla birleşmiş. Bizim köklerimiz öyle mistik, doğaüstü ve esrarlı ki! Bunun etkisi ülkemizde oldukça fazla.

Kerim: Askere gittin mi? Yunanistan'da askerlik nasıl? Türkiye'de metal fanlarının korkulu rüyası. Saç kestirmek mecburi. Ayrıca militarizm hakkında ne düşünüyorsun?

Mutilator: Askere bir yıl gittim ve malesef saçlarımı kestirdim, bu yüzden tekrar uzatmak zorundayım. Tamamen militarizme karşıyım ama burada gitmeye mecburuz. Boktan!!

Kerim: Günlük yaşantından bahseder misin? Mesela başka bir işte çalışıyor musun?

Mutilator: Yunanistan çok güzel bir ülke. Genelde barışçıl, özgür ve insanlar birbirine saygılı. Ortalama olarak herkes savaşa karşı. Tamamen demokratik bir ülkeyiz. Yaşamın tadını çıkarıyoruz. Hah ha ha.. Son yıllarda hayat pahalılaşmasına rağmen çoğunluk iyi şartlar altında yaşıyor. Tabiki fakirler de var ama olukça az. Genel olarak insanlar orta halli. Benim profesyonel kayıt stüdyom var. Bu sayede hayatımı rahatlıkla kazanıyorum. Bu mükemmel bir şey. Böylece sürekli müzikle uğraşıyorum, hem de metal müzik ile... Yunan gruplarının benim stüdyoma geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim, Storm Studios. Tabiki metal dışındaki türlerle de uğraşıyorum iş icabı.

Kerim: Norveçli ve Finli black metalciler arasındaki çocukça savaş hakkında ne düşünüyorsun? Bizim de Türk ve Yunan black metalciler arasında bir savaş başlatmamız gerekir mi (Kötü espri, kabul)?

Mutilator: Senin dediğin gibi çocukça bir davranış. Başka ne diyebilirim ki! Başka müzik türleriyle aralarına fark koyarak gerçek black / death metalin anlamını kaybetmeye başladılar. Akıl ve işbirliği underground'u canlı tutar. Türk ve Yunan black metalciler savaşı mı? Unutma ki metalin miliyeti yoktur, sence de öyle değil mi..

Kerim: Türk metal piyasası hakkında bilgin var mı?

Mutilator: Türkiye'de destek görmememize rağmen orada güçlü bir piyasa olduğunu duydum. Gruplardan Pentagram ve Hazy Hill'i biliyorum.

Kerim: Karanlık güçlerle aran nasıl?

Mutilator: Uzun yıllardır bilinmeyene ilgi duyuyorum. Bu konuda oldukça bilgi ve tecrübe sahibiyim. Yalnız bütün yaptıklarım akıl üzerine ve bizim ruhumuzu yüksek mertebelere çıkaran da budur. Hayatını etki altında değil, kendi ellerinde tutabilmek önemlidir. Tabii bu bazen imkansız. Akıl yolundaki doğru olan tüm büyük güçlere saygım var. Zavallı beyinleri tatmin eden hasta, akılsız aktivitelere saygım yok.

Kerim: Şarkı sözlerinizi anlamak hiç de kolay değil. Sözlerde anlayamadığım birçok kelime ve isim var. Mesela Nath, Lostha, Yoth Iria vs.. bu kişiler, efendiler kim? Anton Lavey'in incilinden etki....?

Mutilator: A.Lavey'in satanist incilinden kesinlikle bir başlık kullanmadık. Onu okudum ve beğenmedim. Onun basit ticari filozofisinin gerçek büyü ve bilinmeyenle ilgisi yok. Sözlerimiz bilinmeyen esrarlı konularla ilgili tecrübe ve bilgimizden geliyor. Bazı büyük isimleri kullanıyoruz, çünkü onlara saygı duyuyoruz. Eskiden sözleri yazarken H.P Lovercraft'dan etkileniyorduk ama şimdi asla. Şimdiki sözlerimiz daha mistik, derin ve her zamankinden daha gerçek.

Kerim: Şarkıları ve sözleri kim yazyor?

Mutilator: Tüm sözler bana ait. Müziğin büyük bir kısmını Sakis yapıyor ama parçaların bestelerine yardımcı oluyoruz.

Kerim: Yunanistan'da dazlaklar var mı?

Mutilator: Çok az bir dazlak kitlesi var ama pek şiddet yanlısı değiller.

Kerim: Kıbrıs'a nasıl bir rejim gelmeli sence.

Mutilator: Bence Kıbrıs bağımsız olmalı. Türk ve Rum halkı ortak bir bayrak altında askersiz ve şiddetsiz birlikte yaşayabilir.

Kerim: Okullarda okutulan tarih kitaplarınızda Türkiye'yi ve Türk insanını kötüleyen ve düşman olarak gösteren pasajlar var mı?

Mutilator: Yunanistan tarihi 1820'deki Osmanlı'ya karşı Yunan devrimini yazar. Unutma ki, Yunanistan 400 yıl boyunca Türk boyunduruğu altında yaşadı. Bu yüzden tarihimizin büyük bir kısmında yer alıyor. Dürüst olmak gerekirse burada Türk halkı barbar ve dinci olarak görülüyor. Ama tabi bu 1820'deydi. Bugün Türk insanı barışçı gözüküyor.


Grubun tişört, CD, plak, demo gibi ürünlerini Osmose Productions'tan ısmarlayabilirsiniz. Kanımca dünya çapında fanları sömüren, paralarını emen ticari gruplar yerine Rotting Christ gibi dürüst, hem müzik, hem insan olarak üstün grupları desteklemek daha güzel ve daha doğru. Bizden önceki kuşakların ve politikacıların bir türlü kuramadığı Türk Yunan dostluğunu neden biz başarmayalım? Mutlaka Rotting Christ ve diğer Yunan gruplarına destek verin, bakarsınız belki onlar size anlatıldığı gibi birer öcü değillerdir. Ben çok güzel bir dostluk kurdum ve bundan büyük mutluluk duyuyorum. Hail brother Mutilator, Hail Rotting Christ! We are all brothers under the black cult...

Röportaj: Kerim Tunçay

Mutilator Röportajı (11 Nisan 1996- Atina)

 Metal dünyasının yaşayan efsanesi Rotting Christ... 1987'den beri beraberler ve "İkinci Kuşak Black Metal"i başlatan gruplardan biri. Bir süre önce Century Media ile anlaştıklarını duydum. Bunu duyunca çok sabırsızlandım ve hemen Mutilator ile röportaj yapmak için Mutilator'un yeraltı müzik dükkanı olan Metal Era'ya gittim. Daha yeni promo CD'leri elime geçti dinleme fırsatı bulamadım. Röportaj boyunca Mutilator ile arka fondan dinledik.

Son söz olarak Mutilator gerçekten çok iyi bir herif, diğer black metal tikileri gibi misantropik ve evil pozlar vermiyor ve hala aileleri ile aynı evde oturuyorlar. Ve kız arkadaşlarına sonsuz aşk yeminleri ediyorlar.


Century Media ile anlaşma imzaladınız. Bize grup hakkında son haberleri verir misin?

Mutilator: Şu an elimizde promo cd var ve önümüzdeki perşembe Grave , Asphyx, Cannibal Corpse ve Immolation ile yeni bir Avrupa turnesine çıkıyoruz.. CD'nin dağıtımı da 18 Nisan'da başlayacak.

Century Media size bu teklifi nasıl getirdi?

Mutilator: Geçen yaz 3 şarkılık bir promo kayıt gerçekleştirmiştik. Bunların içinde Snowing Still de vardı. Ben ve Sakis Almanya'ya gittik ve bu kaydı Century Media'ya verdik. Oradan ayrıldığımızda Century Media'nın kaydı beğenip beğenmediğini bilmiyorduk. Daha sonra Atina'ya döndüğümüzde aradılar ve bizimle ilgilendiklerini söyledir. Başka teklifler de aldık ama biz Century Media'yı tercih ettik.

Başka hangi şirketler teklifte bulundu?

Mutilator: Biz bu kaydı sadece Century Media ile Nuclear Blast'a vermiştik. Başlangıçta Nuclear Blast ile anlaşma durumu vardı ama olmadı. Diğer teklifler MISANTHROPY, NECROPOLIS, AVANT GARDE MUSIC gibi yeraltı şirketlerinden geldi.

Osmose'tan ayrıldıktan sonra neden yabancı bir firmayla anlaşmadınız da Unisound ile anlaştınız?

Mutilator: O sırada hayal kırıklığına uğramıştık. Osmose bizim için Avrupalı şirketlere karşı savaş veriyordu. Unisound bize oldukça iyi bir teklif yaptı.. Ellerinden gelenin en iyisini yaptılar ama bu bizim için yeterli değildi.

Thy Mighty Contract'tan beri dinleyici kitlenizi kaybettiğinizi düşünüyor musunuz? Non Serviam çıktığında Yunanistan dışında kimse N
on Serviam diye bir albümünüzün yayınlandığını duymadı.

Mutilator: Evet bazı hayranlarımızı kaybettik. Biliyoruz ki bu albümle beraber her zamankinden daha güçlü bir şekilde geri geldik. Almanya'daki dergilerden okuduğuma göre promo kaydımıza gösterilen tepkiler çok güzel.. Biliyorsunuz ki Almanya, Avrupa'nın en önemli metal piyasasına sahip ülkelerden biri. Ne yazık ki bazı insanların Non Serviam'dan haberi olmadı.. Bazı insanlar Thy Mighty Contract'tan sonra grubun dağıldığını düşündü.

Dürüst olmak gerekirse Non Serviam Thy Mighty Contract'tan daha kötü bir albüm. 

Mutilator: Evet ben de böyle düşünüyorum. Bu yüzden bu albümü hazırlarken daha çok çalıştık. Ve sonuç kendini gösterdi. İlk kez bu kadar iyi bir sound yakaladık.

Thy Mighty Contract'ın prodüksiyonundan memnun kalmamıştınız?

Mutilator: Triarchy'nin sounduyla karşılaştırırsan evet memnun olmamıştık. İlk kez bu albümde gerçek bir davul kullandık. 

Geçmiş albümlerinizde davul makinası kullanmıştınız. Almanya stüdyoları Yunanistan'daki stüdyolardan daha iyi. Bize kayıt hakkında bilgi verir misin?

Mutilator: 14 gün gibi kısa bir sürede  kaydedildi. Saatlerce çalıştık. Prodüktör Holly Moses'tan da bilinen Andy Classen; Warpath, Asphyx gibi grupların ve daha farklı müzik yapan grupların da prodüktörlüğünü yapmıştı. Bize söylediğine göre en iyi çalışmasının Triarchy of the Lost Lovers  olduğunu düşünüyor. Müziğimizden  çok hoşlandı.  Almanya'ya gittiğimizde insanlar daha basit bir albüm kaydedeceğimizi düşünüyorlardı ama bu albümden çok etkilendiler. Sanırım geçmiş çalışmalarımızla kıyaslarsanız çok az şey Rotting Christ'ı hatırlatıyor. Tabi vokkaler dışında...

Peki efsanevi albüm Thy Mighty Contract'ın dağıtımıyla karşılaştırırsan?

Mutilator: Thy Mighty Contract'ın kayıt aşaması benim için zor bir dönemdi çünkü askerdeydim. Thy Mighty Contract gizem nefret ve diğer negatif hislerle dolu bir albüm. Bu günlerde tamamen özgürüm ve bu albümün  özgürlüğe kavuşmak gibi bir soundu var.

Thy Mighty Contract'tan daha değişik duygular var bu albümde.

Mutilator: Evet aynen öyle. Ben bu CD'yi dinlediğimde kendimi çok serbest ve özgür hissediyorum. Bu vurgulamak istediğim bir şeydi. Ve şarkıları nasıl yazdığımı vurgulamak.

Bu sizi atmosferik metale yaklaştırdı mı? Black metalin misantropisi gibi bu da saygı duyulmak için bir istektir.

Mutilator: Ben etiket koymam. Bizim müziğimiz ruhun ve aklın özgürlüğü olarak tanımlanabilir. CD'yi dinlediğinde anlayacaksın ki misantropi asla bizim müziğimizde hakim bir duygu değil, tabi Thy Mighty Contract hariç. Baskıyı hissedebilirsin çünkü biz öyle hissediyorduk. Ve güzel bir albümdü. Non Serviam;  Thy Mighty Contract ve Triarchy of the Lost Lovers'tan daha kötü bir albümdü. Bu albüm diğer iki albümün dinleyicilere sunduklarını sunmuyor.

Triarchy'nin ismi nerden geliyor?

Mutilator: Bu benim için özel bir kelime. Tüm bu geçen süreler içerisinde yapmak istediğimiz şeyi denedik ve başaramadık. Ama önemli olan bir şey var ki biz gerçekten aşık insanlarız ve başladığımız yere geri döndük.

Triarchy sizin için bir üçlü olmak mı demek?

Mutilator: Evet.

Kadro hakkında konuşmak gerekirse Magus neden klavyelerde yoktu? O Rotting Christ için daimi mi yoksa geçici bir eleman mıydı?

Mutilator: O bizim arkadaşımızdı bize çok yardım etti ama yapacak çok şeyi var. Gruba daha fazla zaman ayıramadı.

Peki o zaman klavyelerde kim çaldı?

Mutilator: Biz çaldık. Fakat çok fazla klavye koymadık. Zaten bizim müziğimizin çok fazla klavyeye gereksinimi olduğunu düşünmüyorum.

Beğendiğiniz gruplar hangileri?

Mutilator: Ozzy  ve Bathory severim.

Yeraltı piyasasını takip ediyor musunuz?

Mutilator: Hayır, aslında tam olarak değil. Çok fazla zamanım yok. Sadece büyük yeraltı gruplarını biliyorum. Hepsi bu...

İkinci kuşak black metal  hakkında ne düşünüyorsun. Sence en büyük grup kim?

Mutilator: Bence black metal gerçekten populer olabilir. Örneğin Samael çok büyük bir grup oldu. Norveçli grupların çok fazla şey sunduğunu düşünmüyorum. Herkes onları biliyor ama CD'leri az satıyor.

Century Media ile olan anlaşmanız ve bu büyük promosyon onların Yunan piyasasına girmesi için bir adım olabilir mi?

Mutilator:  Bilmiyorum. Bir şey söyleyemem. Umarım olur.

Peki Blasphemy ve Immortal ile çıktığınız Fuck Christ Tour'dan bahseder misin?

Mutilator: O turne bizim için bir Waterloo'ydu. O zamanlar yapabileceğimiz en kötü şeydi. Ordudan henüz dönmüştüm ve gitarlara ve klavyeye iki tane dönemlik, grupla hiçbir ilgisi olmayan müzisyen aldık. Hiçbir canlı deneyimimiz yoktu; diğer iki grupla ortak hiçbir şeyimiz yoktu. Kötü bir deneyimdi fakat seni öldürmeyen şey daha da güçlendirir.

internet ve yeni teknolojiler hakkında düşüncelerin neler?

Mutilator: Çok fazla ilgilenmiyorum. Teknoloji iyidir insana hizmet eder ama zarar da verir. 

internette çok güçlü bir metal ortamı var. Peki grupların Pagan kültüne ne diyorsun?

Mutilator: Çok güzel. Teknoloji tehlikeli olabilir. Ben doğa insanıyım ağaçları severim. Bu son trendlerden biri olan Pagan modası içinde olmayacağım.

Doğayı sevmek ve teknoloji  birbirine uyuşmaz şeyler değil.

Mutilator: Elbette. Ben teknolojiye karşı değilim. Tam anlamıyla da karşı olacak birisi yoktur.

Son olarak fanların için ne söylemek istersin. Özellikle yabancı olan fanların için. Ki bu yabancı fanlar azımsanmayacak ölçüde.

Mutilator: Onları arkadaşlarım olarak görüyorum. Onların bizi 1987'den beri dinlediğini bildiğim için çok memnunum. Teşekkürler ve bu gecikme için özür dilerim ama burdayız.

Röportaj: Nahitfol

 

RÖPORTAJ #1 (Sakis röportajı)

Rotting Christ 80'lerin sonu 90'ların başında 3 mistik temalı albümünü Osmose ve Unisound dan çıkardı. 1996'da Triarchy of the Lost Lovers adlı albümleri için Century Media ile anlaştılar. Söylemeliyim ki bu standardın üzerinde olan son çalışmalarıydı, A Dead Poem ve Sleep of the Angels  albümleri önceki çalışmalarına göre daha yavaş ve ticariydi. Hellfrost  dergisinde Sakis'le roportaj yaptığım  için onur duydum... 


Rotting Christ 1987'den beri beraber değil mi? Söyler misin grup nasıl kuruldu ve ilk kayıt nasıl yapıldı?

Sakis: Evet Rotting Christ 1987'de kuruldu. Üç üye (Necromayhem / gitar, Mutilator / bas, Necrosauron / davul) 1985'te kurulan Black Church grubundaydık. Sonra daha farklı ve orijinal müzik yapmak üzere gruptan ayrıldık ve Rotting Christ'ı kurduk. Eski soundumuzla kıyaslayacak olursak her albümde daha ileri gittik. Daha ağır daha komplike,  duygusal yönden daha yoğun, dış dünyadan daha etkilenmiş bir sound. Bu albümün mükemmel ses kalitesinden söz etmek hoşuma gidiyor.

Doğru dürüst Amerika'da dağıtımınızın yapılmamasına rağmen black metal piyasasındaki birçok insanın size yakınlık duyması kaliteli ekstrem metalin açık bir işareti. Kendinizi bu kadar iyi tanıtmayı nasıl başardınız?

Sakis: Amerika'daki underground kitlesi tarafından tanındığımız için gururluyuz. Yıllardır çok çalıştık ve ismimizle birlikte müziğimiz de okyanusun öteki tarafına ulaştı. 1988'den beri bizi destekleyen Amerikalı hayranlarımız olduğunu biliyoruz, onlarla aynı ruhu taşıyoruz. En başında küçük bir şirket olan Unisound'la başladık fakat onlar dağıtım konusunda pek iyi değildiler,  daha sonra Osmos ile çalışmaya başladık ama onlar da bizi iyi bir şekilde desteklemediler. Unisound ve Omose bizi memnun edecek bir şey yapmadı. Bize tutamayacakları vaadler verdiler. Bugün Century Media ailesinde olduğumuz için mutluyuz.

Bana göre sizin müziğiniz brutal ve melodik çizgi arasında gidip geliyor. Bazı yollardan yakın olmasına rağmen bu sound farklı duygulardan ve ruh halinden geliyor; brutallik kızgınlık ve öfkeden gelirken, melodiklik ise hüzün ve melankoliden geliyor. Ve siz Rotting Christ'ın melodik brutal görünüşünü nasıl tanımlıyorsunuz?

Sakis: Her şey tam olarak bizim istediğimiz gibi ortaya çıkıyor. Kabaca biz brutalliği ve melankoliyi gördüğümüz ve duyduğumuz uygunlukta karıştırıyoruz.

Triachy of the Lost Lovers albümünün sözleri endişeli, kaygılı sözlere mi sahip?

Sakis: Aslında Triarchy of the Lost Lovers,  insanın özgürlüğüne adanmış bir albüm. Savaşa karşı, ölüme karşı, gizeme karşı özgürlük. Şiddetin dünyasında bilgelik dolu bilinmeyen bir boyutta özgürlük. Genel olarak bu ölümlü dünyada insanı güçsüzleştiren her şeye. 

Triacrhy of the Lost Lovers'ı piyasaya sürmenin öncesinden bahseder misiniz.? O zamanlar neler hissetmiştiniz ya da o albümleri nasıl tanımlarsın?

Sakis: Hmm... Passage to Arcturo 90'ların başında bir parça gizemli bir albümdü. Ve 93'te çıkan Thy Mighty Contract tanınmamızı sağlamıştı. Nonserviam'ın çok harika parçaları vardı ama sound kalitesi bakımından eksikti.

Yeni LP nizi Studio One stüdyosunda black metal gruplarıyla çalışmalarına pek sık rastlamadığımız prodüktör Andy Classen ile kaydettiniz. Andy Classen daha önce hangi gruplarla çalışmıştı ve Trarchy of the Lost Lovers albümü için niye black metal çalışmaları bulunmayan bir prodüktörü seçtiniz?

Sakis: Prodüktörümüz olarak Andy Classen ile çalışmaktan çok memnunuz. Çok muhteşem bir tecrübeydi. O bu albüme kendi kişisel soundunu kattı. Daha ağır karanlık ve barışdolu bir sound. Daha önce çalıştığı birçok grup var ama aklıma gelmiyor şu an.

Ekstrem metal grupları için ülke, müziği bir şekilde etkiliyor, iskandnav gruplarının iklimlerinden etkilenmesi gibi. Bu anlamda Yunanistan'ın sizin müziğinize katkısı ne?

Sakis: Bence Yunanistan bizim soundumuzu etkilemiyor ama Yunan kültürünün bir şekilde katkısı var. Geçmişimizden etkilendiğimizi kabul ediyorum. Ülkemizde antik Yunan kültürü ve atmosferi fazlasıyla var. Kültür bizim için güçlü bir hazinedir.

Hıristiyanlık, okkültizm ve diğer karanlık felsefeler hakkında görüşünü söyler misin?

Sakis: Kişisel olarak ben satanist değilim. İnanıyorum ki Hıristiyanlık faşizmin başka bir formu. İnsanlar İsa ile Tanrı'yı nasıl aynı düşünür.  Ve birçok Hıristiyan kitabına baktığınızda hepsi öfkeyle, nefretle, cezaladırmayla ve yalanla dolu. Bunun hakkında konuşulacak çok şey var aslında. Bizim en karanlık fikirlerimiz zaten müziğimizde ve şarkı sözlerimizde var.

Yunanistan'dan diğer bir grup Necromantia, mektuplara yazılan isimler konusunda fanlarını gerçek isimlerini yazmamaları konusunda uyarıyor. Yunan hükümeti black metal gruplarına sansür uyguluyor mu?

Sakis: Onların aralarında ne geçtiğini bilmiyorum ama RC nin hiçbir hükümetle böyle bir sorunu olmadı. Belki de onların bizi önemsemeleri için fazla undergrounduz.

 


RÖPORTAJ #2 (Sakis röportajı)

Rotting Christ,  birçok grubun bu isme sahip olmak için ölebileceği bir isim... İlk olarak bu Yunan metal tanrıları şok edici bir isme sahipti. Ama geçen on yıllık sürede daha fazlasını kanıtladılar. Bu isimle dikkat topladılar ilk önce ama  daha sonra kemikleşmiş bir hayran kitlesi oluşturdular. Grubun dikkat çekmek istediği şey sadece Rotting Christ hisleriydi. Albümden albüme değişmesine rağmen birkaç grup böyle sağlam kalabilmiştir. Onlar daha yeni "Khronos" albümünü piyasaya sürdüler. 

Evet Sakis yeni albüm Khronos piyasaya çıktı. Ne kadar mutlusun?

Sakis: Bütün albümlerimizin piyasaya çıktığı andaki hisettiklerimizle aynı şeyi hissediyoruz. Bu yeni albümü en iyisi olarak düşünüyoruz. Mutluyuz çünkü stüdyoda istediğimiz olanaklarla kaydettik ve sonuç ise gerçekten heavy bir albüm ortaya çıktı. Olmasını istediğimiz gibi.

Son iki albümünüz çok iyiydi fakat yeterince sert değildi?

Sakis: Evet öyle

Tekrar sert olmak ihtiyacı neden hissettiniz?

Sakis: Bilmiyorum... Güzel bir soru. Genelde düşünmeden haraket ederiz, bir sabah uyanıp da hadi daha hızlı çalalım ya da daha ağır çalalım demiyoruz. Neden böyle çalıyoruz ben de bilmiyorum. Belki de yollarda çok fazla vakit geçirdiğimiz içindir. Son iki yıldır dünyanın her yerinde konserler verdik ve bu bizim daha agresif çalmamıza sebep olmuş olabilir. Planlanmamış bir şeydi.

A Dead Poem ve Sleep of the Angels'ı yayınladıktan sonra kontrolu kaybettiğinizi hissetttiniz mi? Belki de bu sizin tekrardan sert bir grup olmanız için gerekli bir şeydi.

Sakis: Tam olarak değil.. Rotting Christ genelde albümden albüme değişiklik gösteren bir grup. Aynı şeyi tekrar yapmak istemiyoruz bu yüzden hayranlarımızı şaşırtacak şeyler yapmak istiyoruz. Altı albüm yayınladık ve oldukça tecrübe sahibi olduk. Planladığımız buydu ama asla Rotting Christ'ın bir heavy metal grubu olacağını düşünmmemiştik. Aslında RC bir metal grubu. Bizi istediğiniz şekilde isimlendirebilirsiniz. Black, dark, heavy metal. Ama bu her zaman metaldir.

Bu RC'nin en iyi taraflarından bir tanesi. Çok farklı stiliniz var ve müziğinizle birçok metal fanını çekiyorsunuz.

Sakis: Evet RC böyle çalışır.

Gelelim Khronos666'ya...

Sakis: Aslında 666'yı kullanmıyoruz çünkü çok sıradan geliyordu. Bilirsiniz herkes bunu kullanır ama dikkat ederseniz kapakta 3 tane altı harfi var. Tabi bu antik Yunanca'da...

Khronos adı sanki konsept albümü hissi veriyor. Diğer albümlerin isimleri de bir konseptin başlıkları gibi.

Sakis: Khronos Yunanca'da zaman için kullanılan bir sözcük. İnsan olana kadar geçirdiğimiz o karanlık dönemleri anlatıyor.

Khronos'un arkasında bir fikir ya da konsept var mı?

Sakis: Evet biraz var. Biz hiçbir zaman konsept albüm yapmadık. Fakat bu albümde biraz  konsept var. Bu bizim hayatımızın karanlık tarafıyla alakalı. Biz asla mutlu bir albüm kaydetmeyeceğiz. Yaşamımızın karanlık taraflarını vurgulamak istiyoruz. Bizim içimizde olan taraflarını... Ve bunu yaptığımız müzikle anlatıyoruz.

Bu sizin kendi kişisel yaşamınızın karanlık tarafı mı yoksa toplumun mu?

Sakis: Hayır. Biz ucube yada ona benzer bir şey değiliz. Ya da ormanda yaşamıyoruz. Her insanın içinde böyle bir taraf vardır. Ve bu bizim müziğimizi etkiliyor. Rotting Christ, bizim iğrenç tarafımız ya da hastalıklı hislerimizle alakalı. Hepsi bu. Aslında normal insanlarız. Tamam çok normal değiliz ama ucube de değiliz.

Kendinizi toplum dışı hissediyor musunuz?

Sakis: Tabi ki evet.

Yunanistan'da ekstrem metal grubu olmak zor mu?

Sakis: Şu anda değil ama geçmişte öyleydi. Çünkü metal müzik gerçekten de underground bir müzik. Bu günlerde metal ile alakalı çok güçlü bir piyasa var. Ama başlarda her şey zordu.

Rotting Christ ismini koyarak kendinize bela mı arıyorsunuz?

Sakis: Hiçbir zaman bazı problemlere sebep olmak istemeyiz. Fakat durum değişti ve birçok problemle yüzyüze geldik. Mesela buradaki konserlerimiz ertelendi. Buradaki insanlar RC ismini çok saldırgan buluyor. Fakat her şeye rağmen bu ismi koruyacağız.

Amerika'daki bazı cumhuriyetçi politikacılar RC'ye gay grubu demişti.

Sakis: Ve anti Katolik ve anti Hıristiyan da dediler. Tamam anti Hıristiyan olduğumuz doğru fakat gay değiliz. Bu bir tepkiydi. İnsanlar bizim ismimizi çok saldırgan buluyor ve genç nesil için bizi kötülüyorlar.

Ben de iş yerinde her zaman RC tişörtü giyerim.

Sakis: Saol ne diyorlar bu duruma?

Hiçbir şey. Şu ana kadar hiçbir şey duymadım.

Sakis: İngiltere'de olmak farklı. İngiltere'de kendimi daha özgür hissediyorum, insanlar daha açık düşünceli.

Türkiye'de çalmışsınız?

Sakis: Evet iki defa.

İsim konusunda ne düşündüler? Saldırgan mıydılar bu isim konusunda?

Sakis: Hayır onlar müslümanlar, hoşlarına gitti bile denebilir.

Albümün prodüktörü kim? Geçen albümünüze göre farklı kayıt teknikleri kullandınız mı?

Sakis: Evet kullandık çünkü stüdyomuz değişti. Almanya'dan İsveç'e gittik. Ünlü Abyss Studio'da kaydettik. Prodüksüyon benim tarafımdan yapıldı. Mixler Hypocrisy'den Peter Tagtren tarafından yapıldı. Birçok farklı teknik kullandık çünkü stüdyoda mikser farklıydı. Peter bu araç gereç konusunda çok şey biliyor.

Diğer albümlerinizi dinledikten sonra geçmişteki prodüktörlerin oldukça iyi olduğunu düşünüyor insan. Siz istediğiniz soundu hala yakalayamadınız mı?

Sakis: Diğer çalışmalar daha yumuşaktı. Her zaman aynı soundu yakalayamıyoruz  daha heavy metal bir sound olmasını istedik. Fakat şimdi bu şekilde çalıyoruz istediğimiz gibi.

Neden Peter Tagtren ile çalışmak istediniz, hangi çalışmaları hoşunuza gidiyordu?

Sakis: Stüdyo aramaya başlamadan önce, şarkı bestelediğim zamanlarda değişik bir sound istedim. Çünkü şarkılar daha heavydi, daha agresif. Bu yüzden İsveç'e gittik. Zaten Peter Tagtren'in iyi bir prodüktör olduğunu biliyordum. Çok güvenilir ve profesyonel.

Bu albümü dinlemeden önce okudum ki RC köklerine dönmüş?

Sakis: Tam olarak değil. Bizim albümümüz yıllar boyunca yaptıklarımızın kombinasyonudur. İlk günlerimizden parçalar da var. Son zamanlarımızdan parçalar da... Tabiki daha hızlı. Gerçekten 2000'li yılların sounduna geçtik. Geçmişte kalmayı  sevmiyoruz zaten.

Hemen albüm sonrası mı şarkılar yazıldı yoksa eski şarkılar da var mı?

Sakis: Hayır bu şekilde haraket etmeyiz. Kaset çıktıktan sonra yeni ilhamlar almak için bir yılımız var. Bir albüm biter bitmez müzik yapmak ya da söz yazmanın benim için bir anlamı yok. Çünkü bu eski albüm tarzında yeni bir albüm kaydetmeniz anlamına geliyor. Bu yüzden yarım yıl ya da bir yıl bekleriz. Canlı çaldığımız sıralarda yollardayken turneydeyken yeni ilham almayı bekleriz.

Ayrılan bir üyeniz vardı, Mutilator... Bu ayrılış grupta nasıl bir değişiklik yarattı etkilendiniz mi? Mutilator sizin müziğiniz için önemli miydi?

Sakis: Evet şarkı sözlerini o yazardı.Grup içinde çok önemliydi. Kişisel yaşantısında çok meşgul olduğu için RC'nin Avrupa turnesinde bize ayak uyduramazdı. Bu yüzden RC'den dostça ayrılmak zorunda kaldı. O gidince problemlerle karşılaştık ama üstesinden gelmesini başardık. Mutilator gerçekten çok iyi çalışıyordu, şu anda Atina'da bir müzik dükkanı var.

Şu an A Dead Poem ve Sleep of the Angels'ı dinlediğinde ne düşünüyorsun?

Sakis: Onlardan hoşlanıyorum. Geçmişimde olan hiçbir şeyi reddetmem. Aslında bu sizin ne duymak istediğinize bağlı. Bazen daha modern şeylerden hoşlanıyorum ya da daha hızlı şeylerden. Ya da daha heavy şeylerden... Daha atmosferik şeyler duymak istediğim zaman bu albümleri dinliyorum.. Eğer daha agresif bir şeyler dinlemek istersem yeni olanı dinlerim.

A Dead Poem benim favori albümümdür. Bunun arkasındaki fikir neydi?

Sakis: Çok saol. Fikri ben de gerçekten tam olarak bilmiyorum. Sadece bir albüm kaydettik çünkü o zamanlar değişik müzik tarzlarından etkilendik. Çok fazla heavy metal dinliyorduk. Tabiki RC için farklı dönemlerde gözükmek isteriz. Ben aynı şeyi tekrar kaydetme taraftarı değilim. 

Eğer biri daha önceki RC albümü almak isterse hangisini alması daha zor olur? Bize iyi bir sebep verebilir misin insanlar neden alsınlar?

Sakis: Aslında iyi sebep verme konsunda iyi değilimdir ama deneyeyim. Eğer insanlar daha saf black metal dinlemek isterlerse Thy Mighty Contract' tan almaları gerekir  ki birçok insana göre bu bizim en iyi albümümüzdür. Eğer black heavy karışımı bir şey dinlemek isterlerse çok çok iyi rifler fakat çok kötü bir prodüksiyon olan Nonserviam'ı alsınlar. Ama onlar her zaman RC hissini alacaklardır. Çünkü bilirsiniz RC yıllar geçmesine rağmen aynı. Black metal öğeleri var yeni albümde ve verdiği hislerin black olduğunu düşünüyorum..

Hala black metal dinliyor musun?

Sakis: Evet tabi ki. Aslında beni heyecanlandıran çok iyi bir grup bulmak zor. Aslında black metalde müzik daha önceden yapılmıştır,  gruplar birbirlerinden araklarlar.

Yunanistan'da Astarte diye kızlardan oluşan bir black grubu var. Onlarla hiç beraber çaldınız mı?

Sakis: Hayır onlar hiç canlı çalmadılar şimdiye kadar. Fakat kızların özel olduğunu düşünüyorum. İyi müzik yapıyorlar. Bilirsin 3 tane kızın bu tarz bir müzik yapmaları ilginçtir. Sanıyorum birçok insan metal camiasına dahil olacak çünkü burada çalan grup çok.

Önceki albümlerinizde hatalar olmuştu sizin de söylediğiniz gibi kötü prodüksiyon. Kayıt şirketiyle aranızda kötü bir şey geçmesine sebep oldu mu?

Sakis: Evet olabilir. Şirketlerimiz bizi hiçbir zaman desteklemediler.

Bu geçen zamanda elinden gelenin en iyisini yaptığına inanıyorsun yani.

Sakis: Evet.

İki değişik grup logonuz oldu.

Sakis: Hayır üç. Şimdi yeni olanını kullanıyoruz. Kapağa bakıyoruz ve bu logolar yakıştı mı diye düşünüyoruz. Bu Rotting Christ çalışma tarzıdır. Her zaman insanları şaşırtacak farklı şeyler deneriz.

Bu yüzden yeni albümünüz çok değişik olabilir mi?

Sakis: Hayır çok değişik olmayacak. Bu bizim ruh halimize ve ne söyleyeceğimize bağlı. Daha çok hislere önem veriyoruz. Ve daha karanlık bir his oluşmasını istiyoruz.

Yeni albüm hakkında düşünmeye başlamak için bir dahaki yıla kadar bekleyecek misiniz ?

Sakis:Evet.

Rotting Christ'ın dışında ilgilendiğiniz başka bir şey var mı?

Sakis: Hayır sadece müzik. Bazen futbol falan oynuyorum. Zamanımın büyük bir kısmı müzikle geçiyor. Şu sıralar kendi projeme başlayacağım. Proglamlama öğreniyorum. 

Kullandığınız entrümanlardan ve şarkı sözlerini yazarken nasıl bir yol izlediğinizden bahseder misiniz?

Sakis: Biz en iyi entrümanı bulmak için uğraşan bir grup değiliz. Kendi gitarlarımız ve  anfilerimiz var. Hepsi bu. Şarkı sözlerini ben kendim yapıyorum. Bilgisayara kaydediyorum daha sonra bunu grup üyelerine veriyorum bu sayede pratik ve prova yapıyoruz. Hepimiz iyi arkadaşız. İyi arkadaş olmak zorundayız. Mesela Sleep of the Angels turnesinde 4 kıtada çaldık. İyi arkadaş olmak zorundasınız yoksa dağılırsınız.

Şu ana kadar çalmadığınız ama çalmayı çok istediğiniz bir yer var mı?

Sakis: Evet Asya'da çalmayı çok isterim. Asya'da Japonya'da ya da Avusturalya'da. Ama orada albümlerimiz satışa sunulmuyor bu yüzden şansımız yok.

Bu deneyeceğiniz yeni bir şey mi ya da kendi şirketinizi kuracak mısınız?

Sakis: Hayır. Şirket konserleri kapsamıyor. Konserleri destekliyorlar ama 2 yıldır ben kendim yapıyorum konser menajerliği işlerini.


 

Vic Tzougrakis - Mart 2000 

RC hakkında son haberlerden ve planlardan söz eder misin?

Sakis: Grup şu an yeni albüm üzerinde çalışıyor. isveç'te Abyss Studio'da kaydetmeyi planlıyoruz. Thy Mighty Contract ile A Dead Poem karışımı bir soundu olacak.

Yunanistan'da metal piyasasının durumu nedir? Medyanın Rotting Christ ve buna benzer metal gruplarına karşı bakışı, tepkisi nasıl?

Sakis: Avrupa'yla kıyaslarsan böyle bir grubun liste başı olması kolay değil. Tamam birçok konser geçen yıllarda yer aldı. Ve birçok insan da bu konserlere katıldı ama hepsi bu. Birkaç dergi haricinde basın underground olayları desteklemiyor. Sadece metalciler bunu yapıyor ve çok da iyi yapıyor. Şunu diyebilirim ki buradaki durum ortalama bir durum..

Son albümünüz Sleep of the Angels şu an piyasada. Eğer yapabilseydiniz neyi neden değiştirirdiniz? Yeni albüme hayranların ve medyanın tepkisi üst düzeydeydi. Siz ne düşünüyorsunuz bu albüm hakkında?

Sakis: Bu albümle bütün dünyada konserler vermemiz tepkilerin olumlu olduğunu gösteriyor. Ama biz bir öncekiyle aynı olmak istemiyoruz. O yüzden eski albümle ilgili yapabileceğimiz bir şey yok.

Bu son albümünüzdeki soundunuzu nasıl tanımlıyorsunuz.? İlk zamanlarınızla kıyasladığında yakınlıklar ve farklar neler?

Sakis: Metal... Nasıl isimlendirmek istiyorsanız öyle söyleyin. Tamam ilk günlerdeki havamızdan biraz farklıyız ama hala karanlık ve gizemliyiz.

Century Media'nın promosyonundan memnun musunuz?

Sakis: Evet

Hangi gruplar size kendi grubunuzu yaratma konusunda ilham verdi?

Sakis: Bathory, Celticfrost, Venom her zaman benim favorilerimdir. Ve bu gruplar beni çok etkiledi. Müziğimi de tabi ki.

Şarkı sözleriniz nelerden bahsediyor? Şarkı sözlerinizi ve müziği kim yapıyor? Şarkı yaparken izlediğiniz yollardan bahseder misin?

Sakis: Yaşamlarımızın karanlık tarafından söz ediyor. Herkesin içinde saklı tuttuğu karanlık kısımdan... Sözleri genelde ben yazıyorum büyük bir çoğunluğunu. Gelecek albümümüzde klavyecimiz yeni bir şeyler deneyecek. Şarkının yapılışı... Hmm. Evet düşünüyorum düşünüyorum, bekliyorum fikir almak için. Daha sonra kaydediyoruz. Ön prodüksüyonu yapıyoruz. Ve ona sözler oturtuyoruz. Bu senin için yeterli mi?

Rotting Christ kişisel bir grup mu yoksa bir takım mı? Grup için önemli kararları kim alıyor ve lider olmadan da iyi, başarılı olacağınızı düşünüyor musunuz?

Sakis: Ne yazık ki bir grubu kurtarmanın tek yolu budur. Müzikal kısım hakkında birden fazla fikir çıkarsa bu zaman kaybıdır ve grup üyeleri arasında kavga çıkar. Ve şirketle 6 albümün anlaşması konusunda problem çıkabilir. Müzikal konudaki en son karaları ben alırım. Ama turne, konser kararlarını ortak alırız. 

Sizi daha mutlu eden şey nedir? Canlı çalmak mı, yeni parçalar bestelemek mi yoksa prova mı?

Sakis: Canlı çalmak. Zaten grubun anlamı budur.

İnsanlar Rotting Christ'ın konserlerinden ne bekliyor?

Sakis: Müziğin çürüyen ruhunu...

Oldukça uzun bir süredir gruptasın. Hala müzik yapmaya devam etmenin asıl anlamı nedir. Yani müziğinin asla para getirmeyeceğini biliyorsun. Bırakmayı düşündüğün zamanlar oldu mu?

Sakis: Evet on yıldır çalıyoruz ve grubun hala söyleyecek bazı şeyleri olduğunu düşünüyoruz. Eğer kendimizi boş fikirli hissetseydik grubu zaten dağıtırdık. Tamam hiçbir zaman para kazanamayacağız ama bu zaten bizim amacımız değil. Bu siktimin hayatını kurtarmak için ticari olman gerekiyor. Biz yaptığımız şeyden mutluyuz. Tam tersini hisettiğimiz an grubu dağıtırız.

Efsanevi metal gruplarının değişmesi hakkında ne düşünüyorsun. Para için mi bu şekilde yoksa sadece daha fazla fana sahip olmak için mi değişiyorlar?

Sakis: Benim için özel bir şey yok. Sadece parayla alakalı olduğunu da düşünmüyorum. Bu daha çok müzik aşkı. Venom'un Black Metal albümü ya da Celticfrost'un To Megaterion gibi bir albümümüz asla olmayacak.

99'daki en önemli beş albüm sence hangileri ve neden?

Sakis: Özür dilerim bu soruya cevap veremem sadece bir yılda çok önemli ve önemsiz albümler çıktı. Diğer bir taraftan önemli albümler 10 yıllık dönemde kendini gösterecektir.

Grupla ilgili şu ana kadar gerçekleşmeyen hayalin nedir?

Sakis: Her şeyden memnunum. Bazı küçük hayallerim var. Ama çok da büyük hayallere sahip değilim. Realist bir insanım.

Sakis Röportajı (Rotting Christ Türkiye Fan Kulübü - Aralık 2005)

Son albüm Sanctus Diavolos'un üzerinden neredeyse bir buçuk yıl geçti. Son albümün yankıları bir yana grupla ilgili yeni olaylar da meydana geldi. Century Media ile yolların ayrılması, Sakis'in Thou Art Lord projesi adı altında yeni albüme imza atması, Brezilyalı metal gruplarından Rotting Christ'a adanan tribute albüm bunlardan birkaçıydı. Rotting Christ Türkiye Fan Kulübü, kurulduğundan bu yana ilk defa kendi röportajını yayınlama fırsatını yakalıyor. Röportajı biraz ertelemek zorunda kaldık çünkü yeni gelen haberler röportajın eksik bir şekilde yayınlanması anlamına geliyordu... Planlanan eski black şarkılardan oluşan yeni konser DVD'si ve eski black albümlerin yeniden yayınlanması Rotting Christ'ın köklere sağlam bir dönüş yaptığının habercisi gibi duruyor. Dönemlik gitarist olarak çalıştıkları Nightfall eski üyesi Giorgos ile anlaştılar ve Rotting Christ dört kişiyle yoluna devam ediyor. Sakis'le hem son albümden hem de yeni albüm ve yeni haberlerden konuştuk. Müzik dışı hayattan ve günümüz olaylarından da... Ve topraklarımızda gerçekleşecek  bir konserin haberini aldık.

Selam Sakis, nasıl gidiyor? Sanırım albüm çalışmalarına başladınız. Yeni haberler neler?

Sakis: Uzun Avrupa yolculuğundan döndükten sonra yeni müzik için zaman gelmişti. Yeni albüm için sık sık yeni fikirler üzerinde duruyorum. Şu an için hızlı ve köklere dönüş gibi duruyor ama sonuç farklı olacak sanıyorum. Yıl sonu albüm çıkacak ve ardından konser turlarına başlayacağız. Sizin ülkenizden de geçeceğiz.

Sanctus Diavolos ile yine harika bir iş çıkarmışsınız. 2000'li yıllarda böyle bir albüm dinlemekten mutluluk duydum. İlk dikkatimi çeken albüm kapağı oldu. Rotting Christ tarzından biraz farklı gibi. Açıkçası bu farklılık beni biraz korkutmuştu.

Sakis: Evet son albümümüz Sanctus Diavolos dünya genelinde olumlu eleştiriler aldı. Albüm tanıtımı için 100'den fazla konser verdik ve 50 konserimiz daha var. Evet albüm kapağı için Seth'i seçtik çünkü arkadaşımız ve olağanüstü albüm kapakları yaratıyor. Bence kapak albümün karanlık hissini yansıtıyor.
Sanctus Diavolos(2004)

Sanctus Diavolos ne anlama geliyor. Nasıl bu ismi seçtiniz?

Sakis: Şeytan bir aziz olabilir. Korku dolu güçlere karşı kendimize gelirsek şeytan sonsuzluk ve özgürlüğe giden bir yol olabilir.

Albümde bazı ilkler var. Şarkılar birbirinden bağımsız ve farklı tarzlara sahip. Death, grind, black, thrash, gothic esintiler duymak mümkün. Athanati Este doğu ezgilerine sahip bir şarkı ve bu şarkıda doğuya ait enstrumanlar da var. Ayrıca koro da kullanmışsınız. Bazı şarkı sözleri Yunanca... Bu arada SHADES OF EVIL çok sağlam parça olmuş.

Sakis: Saol... Müzikal anlamda bu zamana kadar yaptıklarımızın karışımını deneysel bir dokunuşla birleştirdik. Aynı zamanda bayan vokal de kullandık ama bugünlerde yapıldığı şekliyle ticari anlamda değil elbette, gerçek koroyla okült tarzda... Şarkı sözlerinde daha olgun ve felsefi olarak ve antik Yunanca kısımları ekleyerek eski din karşıtı yapıyı koruduk. Athanati Este'de olduğu gibi... Kesinlikle bu bizim müziğimizde bir adım ileri gitmek demekti. Eğer ortaya koyacağımız yenilikler yoksa bu işi daha öteye götürmeye gerek kalmaz ve grubu dağıtırız. Kendimizi canlı hissediyoruz ve yeni şarkılar yapıyoruz. Gerçekten böyle hissediyoruz ve son albümümüzle de işleri bir adım ileri götürmek istedik.

Kayıtlar nasıldı?

Sakis: Albüm Yunanistan'da SCA Studios'ta kaydedildi ve prodüktörlüğü özel olarak benim tarafımdan yapıldı. Evet bu bir risk sayılabilir ama daha önce bir sürü prodüktör ile çalıştım ve onlardan birçok şey öğrendim. Sonuç da gayet iyiydi. Bilirsin, memleketimde işimi yapmam ve bir sorun çıktığında küçük bir telefon konuşmasıyla ihtiyacım olan kişileri bulmam ve en önemlisi kayıt sonrası kendi evimde gerçek bir uyku çekebilmem benim için büyük rahatlıktı... Kayıt sonrası işleri Fredrik'e gönderdik ve kendi stüyosunda mixleri yaptı. Sonuçtan da çok memnun kaldık.


Evet, kayıtlar başarılı olmuş. Albüm fotoğraflarını da çok beğendim...


Sakis: Albüm fotoğraflarını da Seth çekti.

Sanctus Diavolos'la birlikte bir de video-klip bekliyordum. Video-klip çekmeyi düşünmüyor musunuz? Neredeyse 20. yılınıza yaklaşıyorsunuz ve sadece bir tane video-klibiniz var.

Sakis: Evet video-klip konusunda fazla üretken değiliz çünkü ona harcayacağımız paralar yerine konser vermeyi ve konser çekimleri yapmayı tercih ediyoruz. Pahalı klipler çekmek yerine DVD yayınlamamızın nedeni de bu. İleride belki video-klip olabilir ama şu an için düşünmüyoruz. Önceliğimiz konserlerde fanlarımızla bir araya gelmek.

Gruptan iki eleman ayrıldı ve Rotting Christ yoluna devam ediyor... Bu ayrılık neden kaynaklandı?

Sakis: Bilirsin bir grupta aktif olarak yer almak otuzlu yaşlarına gelmiş biri için pek güvenli olmayabilir. Hayatta daha düzgün işlerde olmak, daha normal bir meslek tercih etmek tamamen anlaşılabilir ve saygı duyulması gereken bir karar. Şu sıralar diğer gitar için yeni bir arkadaş, Giorgos ile çalışıyoruz.

Gruba Nightfall eski üyesi Giorgos Bokos katıldı ve grup dört kişi olarak devam ediyor... Giorgos'u gruba dahil etmeye nasıl karar verdiniz?

Sakis: Evet Giorgos Nightfall'ın daimi üyesiydi. Son dünya turunda da dönemlik olarak bizimle çalışıyordu. Kendisinden gerçekten çok memnun kalmıştık ve tur sonrası Rotting Christ'ta daimi olarak çalması için teklif götürdük. Giorgos tarafından da olumlu cevap aldık ve o artık Rotting Christ'ta... Çok iyi gitar çalıyor ve biraz da deli bir karaktere sahip. Metal müzik konusunda da çok hevesli. O'nu bu yüzden seçtik.

Rotting Christ ve Century Media uzun bir birlikteliğin ardından yollarını ayırdı...

Sakis: Evet dostum... Century Media ile olan on yıllık anlaşmamızı iki tarafın da isteğiyle bitirdik. Artık Rotting Christ'ın tarzına daha yakın bir şirketle çalışmanın zamanı gelmişti. Season of Mist ile iki albümlük bir anlaşma imzaladık. Century Media'ya bizi yıllardır destekledikleri için minnet duyuyoruz.

Bizleri ilgilendirecek kısmıyla anlaşmanın içeriği ne?

Sakis: Söylediğim gibi iki albüm için anlaştık ve grup müzikal anlamda tamamen özgür.

Season of Mist ile anlaşma imzalamadan önce kendi müzik şirketini kurarsın diye düşünüyordum. Neden kendi şirketini kurmayı düşünmedin? Belki de Yunan yeraltı grupları için daha iyi olurdu.

Sakis: Gerçekten çok isterdim ama finans işleri bana göre değil. Müziğin kendisine yoğunlaşmayı tercih ediyorum.

Passage to Arcturo ve Non Serviam'ı yeniden piyasaya sürüyorsunuz. Neden böyle bir şeye karar verdiniz? Türkiye'de albümün dağıtımı olacak mı?

Sakis: Bu albümler uzun zamandır doğru düzgün dağıtılmıyorlardı ve doğru düzgün dağıtılmaları için de ilk plak şirketimizden bu albümlerin haklarını almaya karar verdik. Dünya genelinde farklı plak şirketleriyle de dağıtım konusunda anlaşmayı düşünüyoruz... İçeriğinden bahsetmek gerekirse; şarkılar yeniden elden geçti (digital re-mastering) ve bonus olarak ilk dönemlerimize ait birkaç şarkı koyduk. 1993 yılında Meksika'da çekilmiş birkaç canlı konser videosu da var. Hakettiği değeri verebilmek için ilginç ve heyecan verici bir albüm oldu.
Passage to Arcturo + Non Serviam(2006)

Atina'da kaydettiğiniz, eski black albümler Passage to Arcturo, Thy Mighty Contract ve Non Serviam şarkılarından oluşan bir konser DVD'si yayınlamayı düşünüyorsunuz. Konserler nasıl geçti?

Sakis: Aslında DVD için yalnız Atina'da kaydetmedik. Grubun ilk dönemlerine saygımızı göstermek için ilk üç albümlük dönemde daha çok nerelerde çaldıysak bu DVD için de aynı yerleri seçtik. Konserlerde insanların hep bir ağızdan şarkılarımızı söylediğini izlemek çok güzeldi. Diğer yandan Kuzey Yunanistan'da da bütün müzik geçmişimizden 27 şarkının kaydedildiği iki konser verdik. Bu konser görüntülerini de ileride 2 Live CD halinde yayınlamayı düşünüyoruz.

Geçen sene on dört Brezilyalı metal grubu bir araya geldi ve Rotting Christ'a bir Tribute albüm adadılar. Rotting Christ'ın bunca sene yaptıklarının geri dönüşümü belki de. En azından Rotting Christ'ın dünya müziğindeki yerini gösteriyor... Nasıl karşılıyorsun bu tribute olayını?

Sakis: Dostum, atılan en güzel gollerden biri, ne söylenebilir ki. Duygularımı ifade etmek için tek kelime ile "gurur" diyebilirim. Tribute albümler bir grubun kalbini belki de en fazla zenginleştiren tepkilerdir. En yakın zamanda Güney Amerika'daki kardeşlerimize saygımızı göstermek için konserlerle geri döneceğiz.

Prodüktörlüğünü yaptığın metal grupları var mı?
An Evil Existence For Rotting Christ(2004)

Sakis: Geçen sene müziğe yeni başlayan birkaç grup için burada prodüksiyon işleri yapmıştım. Çok eğlenceliydi ama zaman sorunu yüzünden uzun sürmedi. Daha sonra vakit bulursam yapmayı düşünüyorum.

Türk gruplarından demo geldiği oluyor mu?

Evet, Türkiye'den bazı demolar geliyor ve soundu gerçekten ilgi çekici buluyorum... Ve bazen Akdeniz tarzı. Gerçekten iyi müzisyenler iyi fikirler var ama prodüksiyon eksikliği tüm bunları bozabiliyor. Sanırım iyi bir promosyonla Türkiye metal müzik konusunda çok şey kanıtlayabilir.

Benim favori konser videom 96 Polonya. Rotting Christ'ı ilk kez bu videoda görmüştüm. Sahnedeki davranışlarını, vokal tarzını çok orjinal ve sert bulmuştum. Hatta şarkıların bazı yerinde hırlıyordun.. Daha da yıkıcı bir Rotting Christ vardı o zamanlar.  Rotting Christ'ta neler değişti?

Sakis: Evet ben de seninle aynı fikirdeyim ama bu tamamen biyolojik bir şey. Orta yaşlarımıza geldik ve sahip olduğumuz güç eskisi gibi değil. Dürüst olmak gerekirse son konserlerimizde olmadığımız kadar haraketliyiz. Belki de fizik kanunlarını çiğniyoruz. 

İki sene önce metal dünyası çok önemli bir üyesini kaybetti. Bathory'nin, senin ve Rotting Christ için ne kadar önemli bir grup olduğunu biliyorum. Quorthon için neler söyleyeceksin?

Sakis: Bathory bizi en çok etkileyen gruptu, özellikle duygusal anlamda müziğimize çok şey kattı... Her neredeysen rahat uyu ve yaptığın mükemmel müzikle bizleri yarattığın için teşekkürler. Yakında görüşmek üzere...

Daha önce Kreator şarkıları coverlamıştınız. Quorthon için özel planların var mı?

Sakis: Kreator bizim ilk zamanlarımız için çok özel bir gruptu o yüzden şarkılarını coverlamıştık. Saygı için... İlk fırsat bulduğumuzda aynısını Bathory için de yapacağız.

Geçen sene Magus ile birlikte Thou Art Lord projesi adı altında yeni albüm Orgia Daemonicum'u piyasaya sürdünüz. Thou Art Lord'u ciddi bir proje olarak mı görüyorsun yoksa ergen ruhunuzu doyurma amaçlı mı? 

Sakis: Evet, Orgia Daemonicum'u yeni piyasaya sürdük ve albüm benim tarafımdan yapıldı. Albümün Thrash / Old School bir tarzı var. Benim yalnızca Rotting Christ'la gideremediğim müzikal sıkıntılarımı ifade ettiğim bir proje Thou Art Lord. Zaten Magus eski ve iyi bir dosttur benim için. Çok iyi bir müzik şirketine sahip. Thou Art Lord da  bu anlaşmadan doğdu... Şu ana kadar canlı performansımız olmadı. Grubu oluşturup canlı çalmak istiyorum tabi. Umarım bir gün gerçekleşir.

Orgia Daemonicum(2005)

Magus'la Thou Art Lord için bir araya geliyorsun. Peki diğer eski grup arkadaşlarınla görüşüyor musun? Mesela Mutilator neler yapıyor?

Sakis: Mutilator de hala yakın arkadaşım. Sık sık yeni albümler almak için onun müzik dükkanına giderim. Biliyorsun artık müzik dükkanıyla uğraşıyor.

Magus gruptan ayrıldıktan sonra bile size bazı şarkıların klavyelerinde yardım ediyor diye duydum. Doğru mu bu?

Sakis: Hayır... Klavye bölümlerini kendim yapmak için özen gösteririm. Magus kendi projelerine ve müzik şirketi olan Black Lotus'a yoğunlaşmış durumda. Bu tür şeyler için zamanı yok.

Megadeth'in Yunanistan'da vereceği konser ile ilgili bir problem yaşadığınız söyleniyor. Mustaine, satanik imajınızdan ötürü sizinle aynı sahneyi paylaşmak istememiş...

Sakis: Gerçekten ben de çok şaşırdım, çünkü daha önce Megadeth'le iki kere aynı sahneyi paylaşmış ve hiçbir sorun yaşamamıştık. Duyduğuma göre yeniden Hıristiyanlığa dönmüş ve bizim karşıtlığımız onun için problem olmuş. Böyle aptal bir imajla çalmadığımız için mutluyuz. 

Futbolu seviyormuşsun. Hangi takımı tutuyorsun, Türkiye'de desteklediğin takım var mı? Bu arada futbol ve basketbolda Avrupa şampiyonu oldunuz, kutlarım. 

Sakis: Saol... Spordaki başarıya burada hala inanamıyoruz. İşin derinine indiğin zaman hükümetin spora yatırım yapmasıyla ilgili (sonunda yaptılar). Atletizm bu topraklarda doğdu ve Yunanistan'ın kayda değer bir sonucunun olmaması acınacak bir durumdu. Evet futbolu seviyorum vakit bulursam da oynuyorum. Burada AEK'yı tutuyorum. Türk takımlarından da Galatasaray'a sempatim var. Biliyorum bana kızacaksın siz Galatasaray ile düşmandınız değil mi?

En kısa zamanda bir Fenerbahçe forması gönderiyorum o zaman... Kültürlerimiz yakın diye soruyorum. Burada anne-babalar çocuklarının evlenmesini ve torun sahibi olmayı çok ister. Bu yönde psikolojik baskıya maruz kaldığın ya da "Sakis bırak bu işleri, efendi adam ol" gibi sözlerle karşılaştığın oluyor mu?

Sakis: Ah evet... Akdeniz kültürü bu. Aileler evlatlarını 30-40 yaşında bile olsa çocuk gibi görür. Başlarda ben de bunu yaşamıştım. Ama büyük kavgalardan sonra -sanırım bu da akdeniz kültürü- ayrıldım ve kendi yoluma devam ediyorum. Evet bazen aile kurmakla ilgili düşüncelerim oluyor. Kardeşim Themis'in bir kızı var. Başlarda tüm zorluklara rağmen grubu takip edebiliyordu. Sanırım müziği bir kenara itmeden benim açımdan da bu çocuk meselesi sorun olmayacaktır.

Özel hayatında neler yapıyorsun, bir günün nasıl geçiyor?

Sakis: Hmm... Kalkarım, kahve ve sigarayla bilgisayarıma geçip e-maillerimi kontrol ederim... Müzik zamanımın çoğunu alıyor genelde grup için yeni fikirler bulmaya çalışırım. İyi bir şeyler bulursam günüm sakin ve huzurlu geçer. Akşama doğru da biraz spor yapıyorum. Eski Yunan'da bir söz vardır: Eğer vücudun sağlamsa kafan da sağlam olur.

Müzikle ilgili değil kişisel merakım için soruyorum. Dünyada ve Orta Doğu'da olanlar için ne düşünüyorsun. 20-30 sene sonra devletler ve halklar ayakta kalabilecekler mi yoksa Mad Max filmlerindeki gibi bir dünya bizi mi bekliyor? Amerika'nın Büyük Orta Doğu Projesi, nükleer silahlar, doğal afetler, iklim değişikliği... Dini akımlar yükselişte, sağ görüş hızlı bir şekilde pompalanıyor. İnsanlar artık Mesih'i beklemeye başladı. Birçok insan güneş sistemimizin kayıp gezegeni Marduk / Nibiru'yu köklü değişikliklerle 2012 yılında karşılamaya hazırlanıyor. Kurtarın bizi burdan!
Sakis: Uzun zamandır insanoğlu bir mesih için bekliyor zaten. Hakim durum karşısında kontrolü kendi eline almak yerine bu tür saçmalıklarla uğraşıyorlar. İnsanoğlu matematiksel olarak yıkmak için doğmuş. Emperyal ve bağnaz güçlere karşı koymak için mesihe falan ihtiyacımız yok. Sadece eğitimli ve akıllı insanlar yeterli. İnsanoğlu hür beyinlerle fanatizm ve bağnazlığı kapı dışarı edecektir. Belki de metal dinleyenler gerekli bina için küçük bir taş koyabilir.

Röportajın sonu... Rotting Christ Türkiye fanlarına söylemek istediğin bir şey var mı?

Sakis: Öncelikle Türk fanlarımıza hükümetlerimizin kötü ilişkilerine rağmen bizleri 8 senedir destekledikleri için teşekkürlerimizi sunmak isteriz. Yakında ülkenizde görüşmek üzere...

Sakis Röportajı (Rotting Christ Türkiye Fan Kulübü - Ocak 2007)

Rotting Christ Türkiye Fan Kulübü ikinci kez kendi röportajını yayınlıyor. Yeni albüm THEOGONIA'nın haberi gelince herkes gibi biz de çok sevindik ve röportaj için Sakis'le bir görüşme ayarladık.. Sakis isteğimizi kırmadı ve güzel bir sohbet gerçekleştirdik. Yeni albümün içeriğinden, Türkiye konserlerinden ve dağıtımın nasıl olacağından konuştuk. THEOGONIA harika bir albüm olmuş. Böyle bir albümden bahsetmek çok keyifliydi. Aslında bu röportaj tam anlamıyla bir promosyon röportajı oldu. Farklı konularda fazla dolaşmayan albüme yoğunlaşmış bir röportaj. 

Yıllar geçiyor; Rotting Christ, Türk topraklarına ayak basalı 10 yıl olmuş. Bu vesileyle Rotting Christ'ı bizlere tanıtan Çağlan Tekil'le ilerleyen günlerde bir röportaj yapmayı düşünüyor ve onun anılarında kalan Rotting Christ'ı sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bu mutlu haberi verdikten sonra THEOGONIA neymiş Sakis'e kulak verelim...

Evet Sakis, Rotting Christ yeni bir doğum yaptı, kendinizi nasıl hissediyorsunuz?

Sakis: Yeni bir bebeğe hayat vermiş her aileyle aynı duyguları paylaşıyoruz, gerçekten iyimser ve hayata tutkuyla bakan...

Yeni albümden bahseder misin?

Sakis:THEOGONIA'nın tamamen Rotting Christ ürünü olduğunu gururla söyleyebilirim. Şarkılar, prodüksiyon, mixler ve mastering bana ait. Uzun yıllar birçok prodüktörle çalıştım. Bu deneyimler belli bir seviyeye gelmeme yardımcı oldu artık endişelenmeden kendi başıma tüm bu işleri halledebiliyorum. Şarkılar uzun uğraşlardan sonra ortaya çıktı. Bir seneden fazla süre boyunca yeni şarkı yaratmaya kafa yordum. Gitarımı elime alıp yeni rifler yazmak benim için oldukça kolaydı. Ve birkaç ay içinde albüm hazır oldu. Farklı bişeyler yaratmak istedim .Daha doğrusu Rotting Christ albümlerinin olduğu binaya farklı bir şey koymak istedim. İlk endişem yeni bir fikir yakalayabilmekti ve bu endişe beni ayakta tuttu. Bazen de uyku zamanları kabus gibiydi. Gecenin bir yarısında aniden bir fikirle uyanıp gitarı elime alıyorum ve bu fikre hayat vermek için yazmaya başlıyorum.

Theogonia nedir?

Sakis: THEOGONIA dünyanın yaradılışını anlatan bir antik Yunan efsanesi. Yazarı tarafından çok iyi anlatılmış ve bizi de şarkı sözlerinde oldukça etkiledi. Kitapta anlatılanları bire bir şarkı sözlerine yansıtmadık(kitabı okuyunca anlayacaksın). Genel olarak bu efsaneleri Rotting Christ bakış açısıyla harmanladık. Ayrıca ENUMA ELISH de bir yaradılış destanı ama Sümer(mezopotamya) kaynaklı.

Giorgos neler yapıyor? Bize biraz Giorgos'u tanıtır mısın?

Sakis: Giorgos gruba daimi üye olarak katılmadan önce onunla birçok konsere çıkmış ve bu konserlerde onu uzun süre deneme fırsatını yakalamıştık. Bir gruba yeni bir üye alacağımız zaman sadece iyi gitar çalıp çalmadığı önemli değildir. Bizimle aynı frekeansta ve iyi müzisyen olmasını daha çok önemsiyoruz. Ve Giorgos tüm bunları başarıyla geçti.

Albüm kapağı kime ait?

Sakis: Albüm kapağını Season of Mist'ten elemanlar yaptı. Albüm kapağındaki baş, antik tanrı'nın başı(THEOGONIA, tanrıların doğumu). Bana göre albümün karanlık ve apocryphal yanına tamamen uymuş.

Promo fotoğrafları kime ait? En karanlık Rotting Christ fotoğrafları bence.

Sakis:Tüm fotoğraflar eski Septic Flesh elemanı Seth tarafından tasarlandı ve çekildi. Fotoğraflar konusunda seninle aynı fikirdeyim.

Albümleriniz genelde yazın çıkıyordu ama bu sefer farklı oldu.Theogonia için kış albümü diyebilir miyiz?

Sakis: Black Metal sadece soğuk iklimlere özgü bir müzik değil. Bizim coğrafyamız ılıman bir coğrafya, soğuğun hayatımızda pek yeri yok. Bu yüzden kış albümü yaratma konusunda gerekli temelimiz yok. Şöyle söyleyim, Theogonia sıcak mantaliteyle dünyadaki soğuk ruhlara ithaf edilmiş bir albüm.

Şarkılarınızda doğuya ait melodiler de var Yunanca sözler de. Dünyada 11 Eylül sonrası müzikal anlamda doğuya yakınlaşma var. 11 Eylül sonrası doğu kültürünü merak mı söz konusu, yoksa zaten bizim köklerimizde doğu var köklerimize dönüyoruz mu diyorsunuz? Siz hangi yöne koyuyorsunuz ağırlığınızı?

Sakis: Bize biçilmiş rolleri ve dünyayı taraflara ayırmaya çalışanları umursamadan kendimi dünya vatandaşı olarak görüyorum. Müzikal anlamda doğu müziğini seviyorum. Dünyanın diğer coğrafyalarından gelen müzikleri inceliyor ve yararlanmaya çalışıyorum.  Şarkı sözlerine gelince Yunanistan, doğduğum ve büyüdüğüm ülke, o yüzden şarkı sözlerine Yunanca sözler yazmam çok normal, ben buralardan besleniyorum. Sadece son iki albümde değil başlangıçtan beri Yunanca söz yazıyorum. Yunanistan coğrafi olarak doğuyla ilişkili bir yerde duruyor bu yüzden müzikal olarak doğudan da öğeler taşıyoruz. ENUMA ELISH'i yazmamızın bir nedeni de bu.

Şarkı sözleri daha elimize geçmedi.

Sakis:
Plak şirketimiz belli bir süre için şarkı sözlerinin yayınlanmasını istemiyor. Biraz süre geçtikten sonra elinize ulaşır.

Şarkı sözlerinden bahsetsen? Eski sözlerden farklı bir yanı var mı?

Sakis: Yeni albümün genel konsepti eski Yunan kosmogonisinden esinlenilerek oluşturuldu. Sözleri, evrenin yaradılışını kelimelerle görsel olarak tasvir eden Hesiodos'un kitabı THEOGONIA'dan esinlenerek yazdık. Bu kitap CHAOS/NIGHT /EREVOS/ TITANS/PHOBOS'un yaradılışını anlatır. Rotting Christ'ın karanlık ve apocryphal sözlerine uygun bir tarz. CHAOS'un yaradılışında ortaya çıkan ilk nesne bizlere ilham verdi. ΧΑΟΣ ΓΕΝΕΤΟ(THE SIGN OF PRIME CREATION) EREVOS (yeraltı dünyasının karanlığı) ya da TARTARUS (sonsuz azabın yeri)'u yazarken bu hiçlikten sonra ilk varolan şeylerden ilham aldık. Titan Phobos içimizde iyi saklanmış, derinlerde yatan hisleri keşfetmemizi sağladı ve bu sayede Phobia adlı şarkıyı yazdık.

Şarkıların yapısı nasıl, geçen albüm gibi farklı tarzlar bir arada mı?

Sakis: Daha hızlı, daha saldırgan ve bir şekilde eski okült köklere dönmüş bir tarz. İyi kurgulanmış melodiler hala var. Etnik bölümler, değişik enstrümanların eklenmesi ve aynı zamanda antik Yunanca sözlerin kullanılması bence albümü müzikal olarak bir adım öteye götürdü. Çok ciddi değişiklikler yok. Bu bizim 10. albümümüz ve oturmuş soundumuzda değişiklik yapmak zor.

Geçmiş albümle bu albümü kıyaslasan? Ne yapmaya çalıştınız bu albümde?

Sakis: Bu ileri atılan bir adımdı, hayranlarımızın ilgisini korumayı böyle başarabiliriz. Bu yüzden farklı şeyler deneyerek bir adım ileri gitmek istedik. Rotting Christ'ın yeni bir şeyler yaratmak için iştahının olduğunu göstermeye çalıştık. Bir gün uyanıp da isteğimiz kalmassa grubu dağıtırız. İnsanları sömürmek istemiyoruz, sadece nakite çevirmek için albüm yapmak istemeyiz.

Season of Mist ile ilk albümünüz. Biraz anlatır mısın Season of Mist'i? Century Media ile kıyalasan?

Sakis: Evet 10 yıllık bir süreden sonra anlaşmamız bitti ve dostça ayrıldık. Ciddi bir sorunumuz yoktu sadece taze bir nefes almanın zamanı gelmişti. Ümid vaadeden ama daha küçük bir firmayla yola devam etmeyi uygun bulduk. Season of Mist'le daha yakın ilişkiler içindeyiz. Bizlere şirkette ayrı bir önem veriyorlar. Bu ilişkinin devamı nasıl olacak çok merak ediyoruz. Şu an için gözüken o ki her şey yolunda ve Rotting Christ Season of Mist içinde çok önemli bir yere sahip. Century Media'da olmayan buydu. Bu firmada daha önemli bir pozisyondayız, Century Media'da Rotting Christ'ın yeri bu kadar önemli değildi. Son albümün piyasada olan baskılarından da bunu anlamak mümkün. Digipack şeklinde içeriğinde DVD bonus ve diğer birçok şey konmuş. 

Türkiye'de bir şirketle anlaştınız heralde...

Sakis: Türkiye, hmm... Türkiye'de dağıtım için bir şirket bulamadık henüz. Türkiye, albümlerimizi satmayı düşündüğümüz ya da konserler vermekten hoşlandığımız favori ülkelerden biri. Şu an için bu konuda çalışmalarımız var ve oralarda albümlermizin satıldığını görmek bizi mutlu edecek.

Dağıtım nasıl olacak? Eski albümleriniz, Passage to Arcturo ve Nonserviam'ın yeni baskısı ya da eski ve yeni planlanan DVD, 2CD'lik RC tarihi Yunanistan konserleri... Kısaca burada neler satılacak?

Sakis: Daha önce de söylediğim gibi Türkiye'de dağıtımımız yok. Sadece son albüm için değil önceki albümlerimiz için de yoktu. Ülkenizden gerçekten çok olumlu tepkiler alıyoruz ve bu sorun canımızı sıkıyor. Bu konuda plak şirketimize bu sorunu çözmesi için talimat verdik. 

Rotting Christ'ın 20. yılı. Neler söyleyeceksin bu 20 yılla ilgili?

Sakis: Grubun 89'dan beri ayakta olduğunu düşünecek olursak yeni albüm aslında şirketle birlikte 16. yılımızda yayınlandı. Ne söyleyebilirim kendimi sadece şanslı hissediyorum ki hayattayım ve müzikal düşüncelerimi ifade edebilecek yeterliliğe hala sahibim.

Aynı zamanda Türkiye ile tanışmanızın da 10. yılı. Bu vesileyle Çağlan Tekil ile röportaj yapmayı düşünüyoruz. Çağlan hakkında neler söylemek istersin?

Sakis: Kardeşim Çağlan'a selamlarımı gönderiyorum. Çağlan bizi oralara ilk defa ve farklı bir zamanda getiren bir adamdı. Ona çok teşekkür ediyor ve yakın zamanda tekrar görüşmeyi umut ediyorum.

Son video klibinizi Keravnos Kyvernitos'a çektiniz? Neden bu şarkı?

Sakis: Video klip üzerine çalışırken klibin dikkat çeken bir yapıda olması gerektiğini düşünmedik. Albümün genel havasını yansıtması bizim açımızdan daha çok tercih edildi. Keravnos Kyvernitos bu yönden doğru bir seçim oldu. Fazla pahalıya mal olmayan sadece sıradan insanlardan sıradan bir çekimdi.

Buradaki konser turneniz ertelendi...

Sakis: Şirket konserle ilgili bütün sorumluluğu üzerine almıştı ama aradan bir süre geçtikten sonra çeşitli sorunlar ortaya çıkmış. Bu yüzden bizim Avrupa turnemiz dönüşünde Nisan gibi yapmayı planlıyoruz. Üç ya da dört konser düşünüyoruz Türk topraklarında, gerçekleştiği takdirde çok iyi olacak. 

İmza günü yapmayı düşünüyor musunuz?

Sakis: Elbette, teklif geldiği takdirde yapmayı düşünüyoruz. Sanatçıların hayranlarıyla buluşması en büyük ödüllerden biri. Yüz yüze iletişimle ileriye bakabileceğiniz yeni yönleri farkedebiliyorsunuz. Bu açıdan hayranlarla iletişim halinde olmayı önemsiyoruz.

Dinler hakkında ne düşünüyorsun? Sence 11 Eylül sonrası dünyada bir dinler savaşı mı yaşanıyor?

Sakis: İnsanlar hangi tanrıya inandığını gereğinden fazla önemsemeye devam ederlerse 3. Dünya Savaşı bu temelde şekillenecek gibi duruyor.. Biz buna karşı duruşumuzu göstermek için burdayız ve aynı şeyi metal dinleyenlerden de bekliyoruz.  Dinler, güvende olmayan ve korkmuş insanlar içindir. Biz diğer inananlar gibi korkmuş değiliz çünkü kendimize inanıyoruz. Kısacası tanrı biziz...

Röportajımız sona erdi Sakis, baharda görüşmek üzere...